Yüksek Tansiyon Nedir ve Nasıl Tanımlanır?

Yüksek tansiyon ya da hipertansiyon, atardamarlardaki basıncın yüksek olması anlamına gelir. Atardamarlar (arterler) atan kalpten vücuttaki tüm doku ve organlara kan taşıyan damarlardır. Duygusal gerginlik ve stres geçici olarak kan basıncını (tansiyonu) yükseltebilse de, yüksek tansiyon aşırı duygusal gerginliğin olduğu anlamına gelmez. Normal tansiyon 120/80’in altındadır; 120/80 ile 139/89 arasındaki tansiyon “pre-hipertansiyon” (hipertansiyon öncesi) olarak adlandırılır ve 140/90 veya daha üstü bir tansiyon ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Tansiyon ölçümü

Tansiyon ölçümü

Büyük tansiyon (tansiyon ölçümündeki büyük rakam), sistolik kan basıncını gösterir ve kalp kasıldıkça ve atardamarlara doğru kanı pompaladıkça atardamarlarda oluşan basıncı işaret eder. Küçük tansiyon (ölçümdeki küçük rakam) diastolik kan basıncını gösterir ve kalbin kasılmadan sonra gevşemesiyle birlikte atardamarlarda oluşan basıncı temsil eder. Diastolik basınç, atardamarların maruz kaldığı en düşük basıncı ifade eder.

Sistolik ve/veya diastolik kan basıncındaki artış kalp (kardiyak) hastalığı, böbrek (renal) hastalığının gelişmesi, atardamarların sertleşmesi (ateroskleroz ya da arterioskleroz), göz hasarı ve inme (beyin hasarı) oluşması riskini arttırır. Hipertansiyona bağlı bu komplikasyonlara genellikle hedef organ hasarı adı verilir, çünkü söz konusu organlara gelen hasar kronik (uzun süreli) yüksek tansiyonun nihai sonucudur. Dolayısıyla, tansiyonun normal seviyelere getirilmesi ve komplikasyonların önlenmesine yönelik çaba sarfedilebilmesi için yüksek tansiyounun teşhis edilmesi önemlidir.

Önceleri, diastolik kan basıncındaki artışın sistolik basınçtaki artıştan daha önemli bir risk faktörü olduğu düşünülüyordu, ancak artık 50 yaş ve üstü bireylerde sistolik hipertansiyonun daha büyük bir risk teşkil ettiği bilinmektedir.

Amerikan Kalp Derneği’nin tahminlerine göre, yüksek tansiyon Amerika Birleşik Devletlerindeki her üç yetişkinden birini, yani 73 milyon insanı etkilemektedir. Ayrıca yüksek tansiyonun yaklaşık iki milyon Amerikalı ergen ve çocuğu etkilediği tahmin edilmektedir ve Amerikan Tıp Derneği Dergisi vakaların pek çoğunun da eksik teşhis edildiğini rapor etmektedir. Açıkça görülmektedir ki; hipertansiyon önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Yüksek Tansiyon Nasıl Tanımlanır ?

Yüksek Tansiyonun Belirtileri için ayrıca yazımızı lütfen okuyun.

Tansiyon pek çok faktörden etkilenebilir, bu nedenle tansiyonun ölçüldüğü ortamın standartlaştırılması önem taşımaktadır. Tansiyon ölçümü yapılmadan önce en az bir saat boyunca, yemek yeme, ağır egzersiz (tansiyonu düşürebilir), sigara ve kafein tüketiminden uzak durulması gerekir. Başka stres faktörleri de tansiyon üzerinde etkili olabilir, dolayısıyla tansiyon ölçümü yapılırken bunlar da dikkate alınmalıdır.

Çoğu sigorta şirketi nüfusun geneli için 140/90 ve üzerini yüksek tansiyon olarak kabul etse de, bu değerler tüm bireyler için uygun eşik olmayabilir. Hipertansiyon alanındaki çok sayıda uzman tansiyon seviyelerini, düşük seviyelerden yüksek seviyelere kadar değişen bir aralık olarak görmektedir. Böylesi bir aralığın olması, normal tansiyonu yüksek tansiyondan ayıracak kesin ve net eşik değerlerin olmadığı anlamına gelir. Pre-hipertansiyon (120/80 ile 139/89 arasındaki tansiyon olarak tanımlanır) denilen durumdaki bireyler, özellikle diyabet (şeker hastalığı) ya da böbrek hastalığı gibi hedef organ hasarına yönelik diğer risk faktörleri de varsa, yaşam tarzı değişiklikleri ve muhtemelen ilaç tedavisiyle tansiyonlarının düşürülmesinden fayda görebilir (yaşam tarzı değişiklikleri aşağıda anlatılmıştır).

Bazı insanlar için, 140/90’nın altındaki tansiyon seviyeleri daha uygun bir eşik değer olabilir. Örneğin, idrarla birlikte protein kaybeden (proteinüri) uzun süreli (kronik) böbrek hastalarında olduğu gibi bazı durumlarda, tansiyon ideal olarak 130/80, hatta daha düşük seviyelerde tutulur. Söz konusu hastalarda tansiyonun bu kadar düşürülmesinin amacı böbrek hasarının ilerlemesini yavaşlatmaktır. Diyabeti (diabetes mellitus) olan hastalar da, tansiyonlarının 130/80’den daha düşük bir seviyede tutulmasından fayda görebilirler. Ayrıca, hipertansiyon komplikasyonlarının görülme riskinin yüksek olduğu Afrikalı Amerikalılar, sistolik kan basıncını 135’in altında, diastolik kan basıncını da 80 veya altında tutarak bu riski azaltabilirler.

Yüksek tansiyon türlerinden  kaynaklanan hedef organ hasarı riskinin süreklilik arz ettiği düşünülürse, istatistiki analizler, 115/75 olan bir tansiyondan başlayarak, tansiyondaki her 20/10’luk artışın kalp damar hastalığı riskini iki katına çıkardığını göstermektedir. Bu tür analizler, hipertansiyon için kimlerin tedavi edilmesi gerektiği ve tedavinin amaçlarının ne olması gerektiği konusunda sürekli olarak “yeniden düşünmeye” teşvik etmektedir.