Yüksek Protein Diyeti ve Pankreas

Pankreasınız; midenizin arkasına, on iki parmak bağırsağı olarak bilinen ince bağırsağınızın üst kısmına yerleştirilmiş ufak bir bezedir. Endokrin sisteminizin bir parçası olarak pankreasınızın fonksiyonları, hayati önem taşıyan kan şekerinizi ve glikoz düzeyinizi düzenleyen insülin ve glukagon hormonlarını üretmektir. Asiner hücreleri olarak adlandırılan pankreasın içindeki ekzokrin hücreleri, karbonhidratları sindirmek için amilaz enzimlerini, yağı sindirmek için lipaz enzimlerini, proteini sindirmek için proteaz enzimlerini üretir.

Protein Sindirimi

Besinsel proteinler zincir halinde birbirine bağlanmış küçük amino asitler içeren büyük moleküllerdir. Sindirim süreci boyunca, midenizdeki ve ince bağırsağınızdaki enzimler proteini parçalayarak ince bağırsağınızı kaplayan hücrelerin emebileceği özgün amino asitlere dönüştürür. Midenizi kaplayan hücreler tarafından üretilen bir enzim olan pepsin protein moleküllerini parçalamaya başlar, fakat pankreas tarafından üretilen proteaz enzimleri sindirimin çoğunu gerçekleştirir. Yüksek protein içeren bir besin yemek, pankreasın daha sıkı çalışmasını gerektiren pankreatik enzimlere ihtiyacı arttırır.

Protein ve Yağ

Yüksek proteinli besinler sadece, gerekli vitaminler ve mineraller içeren karbonhidratlar için yetersiz beslenme başlangıcına neden olan, karbonhidrat tüketiminizi sınırlamakla kalmayıp, diğer taraftanda yüksek yağlı kırmızı et gibi yiyeceklerin ve tam yağlı süt ürünlerinin tüketimini arttırır. Yüksek yağlı besin, yağlı besinleri parçalamak için gereken ve pankreas tarafından üretilen bir enzim olan lipaz ihtiyacını arttırır. Yağ katılmış yüksek proteinli bir besin pankreası daha sıkı çalışmaya zorlayarak onu daha fazla yorar. Bu nedenle doktorlar pankreas kanseri ve pankreatit gibi pankreatik hastalıkları olan hastalarını pankreasın zorlanmasını azaltacak düşük yağlı besinler kullanmaları konusunda desteklemektedirler.

Pankreatik Bozukluklar

Pankreatik bozukluklar pankreasınızın yeterli çalışma kabiliyetini kısıtlayabilir. Pankreatit, pankreasın iltihaplanması, pankreasın ürettiği enzimlerin pankreas hücrelerinin içinde kalmasına, dolayısıyla dokuya zarar vermesine neden olur. Pankreatit, hızlı bir başlangıçla birdenbire kötüye giden bir hastalık olarak ortaya çıkabilir ve neden olduğu belirtiler mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ateş ve yüksek nabız gibidir. Kronik pankreatitler, zaman zaman iltihaplanan ve iyileşmeyen, mide bulantısı ve kusma gibi benzer belirtilere neden olurlar, fakat besin emilişindeki azalış yetersiz beslenme, aşırı yorgunluk, uzun süreli ishal ve kilo kaybı gibi uzun dönemli zorlukları beraberinde getirir. Ayrıca pankreas kanseri, fonksiyonsuz pankreası daha da zorlayacak yüksek protein diyetlerine neden olarak işlevini sınırlayabilir.

Ketozis

Yüksek protein diyeti savunucuları, onları kilo kaybı çözümü olarak tanıtmaya çalışmaktadırlar. Birçok yüksek protein diyeti daha fazla yağ tüketimini desteklediği gerçeğine rağmen, karbonhidrat alımındaki kayda değer düşüş kısa dönemli kilo kaybını teşvik edebilir. Karbonhidratlar şeker moleküllerinden oluşur ve vücudumuzun temel enerji kaynağı olarak hizmet eder. Karbonhidratlar olmadığında, yağ hücrelerindeki enerjiyi çözmek için pankreasınız daha fazla glukadon üretir. Yağ hücrelerindeki çözülme sırasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlar sonucunda keton adıyla bilinen asidik bir yan ürün üretilir. Ketonlardaki artış iştah kaybı ile ilişkili mide bulantısı ve aşırı yorgunluk durumuna, yani ketozise neden olur. Ek olarak pankreas üzerindeki baskının artışıyla beraber yüksek protein diyetleri böbrek işlev bozukluğu ve kalp hastalıkları riskini arttırır. Bunun aksine sağlıklı bir yaşamı desteklemek için Tıp Enstitüleri günlük kalori ihtiyacımızın yüzde 45 ile 65 arasını karbonhidratın, 10 ile 35 arasını proteinin ve 20 ile 35 arasını yağın oluşturması gerektiğini önermektedir.