Ürolojik Kanserler Hangileridir?

Üroloji alanında rastlanan kanserler hangileridir? Ürolojik kanser tedavisi hangi merkezlerde uygulanmalıdır? Kanser cerrahisi yapacak ürologlarda aranacak asgari özellikler ne olmalıdır? 

Vucudumuz hücrelerden oluşur. Hücreler birleşerek dokuları, dokular birleşerek organları oluşturur. Her organın hücre yapısı farklıdır. Hücreler vücutta kendilerine verilen görevlere göre bölünerek çoğalırlar. Görev süreleri dolduğunda  programlı bir şekilde yok edilirler. Dokularda kontrollü ve programlı bir şekilde gerçekleştirilen hücrelerin imha edilmesi olayına Apopitosiz denir.

Vücudumuzda her zaman istenmeyen hücreler, yanlış kodlanan hücreler yada direkt kanser hücreleri oluşur. Kimi, zaman da görev süreleri dolmasına rağmen bazı hücreler kontrolsüz ve vasıfsız çoğalmaya devam eder.

Bu durumdaki hücrelerin savunma sistemi tarafından yok edilmesi gerekir. Apoptosiz mekanizması tam işlemezse kontrolsüz büyüyen hücreler dokularda anormal kümelenmelere yol açar. Dokunun asıl işlevi ile ilgisi olmayan hücre kümelerinden oluşan istenmeyen yeni dokular ortaya çıkar. İşte bu dokulara Tümör denir. 

Tümörler iyi huylu (benign=selim) yada kötü huylu (malign=habis) olmak üzere iki grupta değerlendirilir. İyi huylu tümörler yavaş büyür, başka dokulara geçmez ve başka organlara transfer (metastaz) olmazlar. 

Kötü huylu, malign yada habis tümörlere ise Kanser adı verilir. Kanserler ilk köken aldıkları organın adıyla anılır. Böbrek hücrelerinden köken alan kanserlere böbrek kanseri, prostat hücrelerinden köken alan kansere prostat kanseri denir.

Farklı kanserler farklı biyolojik davranışları sahiptir. Bazı kanser türleri daha yavaş seyirli, daha az saldırgan tabiatlı iken bazıları çok hızlı seyirli, çok saldırgan ve tehlikeli özelliğe sahiptir. 

Ürolojik kanserlerin patolojik incelenmesi sonucu tümör saldırganlık derecelendirmesi yapılır. Bu derecelendirmede (Grade) denen bir ifade kullanılır. Eğer tümör “düşük grade”li diye rapor edilmiş ise kanserin nispeten yavaş seyirli, az saldırgan olduğunu ifade ederken; “yüksek grade’li” şeklindeki ifade kanserin çok daha tehlikeli, hızlı ve saldırgan seyirli olduğu anlaşılır.

Üroonkolojinin ilgilendiği kanserler

  1. Böbreküstü Bezi Kanseri
  2. Böbrek Kanseri
  3. Üreter Kanseri
  4. Mesane Kanseri
  5. Prostat Kanseri
  6. Testis Kanseri
  7. Penis Kanseri

Modern tıp biliminde amaç hastalıkları en hızlı ve doğru şekilde teşhis etmek ve güncel tedavi yaklaşımlarını uygulayarak tedavi etmektir. Tedavi seçimi sırasında ilk amaç hastayı hastalıktan tam olarak arındırmak, ikinci amaç ise bu tedavi sırasında hastaya en az hasarı vermek mümkünse hayat kalitesini hiç değiştirmeden tedaviyi tamamlamaktır.

Ürolojik kanserlerin tedavisinde doğru teşhis ve zamanında müdahele çok önemlidir. Hastaların yaşam kaliteleri ve sağkalım sürelerinin korunması doğru ve hızlı teşhis ve tedavi gerektirir. 

Kanser tedavisi öncelikle kanser tedavisi yapan merkezlerde yapılmalıdır. Amaç sadece cerrahi olarak tümörün alınması değildir. Medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp, radyoloji bölümlerinin olduğu, kanser konusunda deneyimli ekiplerin uyum içinde çalıştığı merkezlerde tedavi planlanması yapılamlı, cerrahinin öncesi ve sonrası tedaviler ve takipler düşünülmelidir.  

Kanser cerrahisi her branşta olduğu gibi Üroonkolojide de kimi zaman riskli hastalara, yüksek risk taşıyan operasyonları gerçekleştirmeyi gerektirir. Cerrahın tecrübesi, ekibinin uyumu, anestezi ekibinin konuya yatkınlığı, hastanenin yoğun bakım imkanlarının varlığı ve modern şartlara uygunluğu çok büyük önem taşır. Kanser tedavisi yeterli deneyim, bilgi ve alt yapısı olmayanlarca yapılmamalıdır. 

Ürolojik kanserlerin cerrahi tedavisinde 3 hedef vardır  

  1. Organa sınırlı erken teşhis edilmiş (henüz köken aldığı organ içinde kalmış) hastalıkta ameliyat ile kanserden tam olarak arındırmak. Bu vakalarda operasyon sonrası tümörlü dokuların patalojik incelemesinde “cerrahi sınırlar temiz = negatif” olarak rapor edilir. Cerrahi olarak hastalığın tam olarak iyileştirildiği manasına gelir.
  2. İleri dönemde teşhis edilmiş (köken aldığı organın dışına taşmış) hastalarda yapılan cerrahi tedaviler yaşam süresini uzatabilmeyi amaçlar.
  3. Hastaların yaşam kalitesinin bozulmamasını sağlamak. Bazı durumlarda cerrahi tedavinin hastaya tek katkısı kansere bağlı oluşabilecek komplikasyonların önüne geçmektir. Örnek olarak cerrahi tedavi dışında hiçbir yöntemin (kemoterapi, radyoterapi) fayda etmediği böbrek tümörlerinde hastayı tümöre bağlı ağrı, kanama, damarlarda trombüz oluşumu gibi hayat kalitesini olumsuz etkileyici faktörlerden korumak için cerrahi yöntem seçilebilir. 

Yazan: Prof. Dr. Tahir Karadeniz