Unutkanlık probleminiz mi var?

Anahtarınızı nerede bıraktığınızdan tutun da, önemli bir telefona geri dönüş yapmaya kadar birçok önemli ve önemsiz görevin unutulması günlük hayatımızın bir parçasıdır. Unutkanlık, her insanın hayatında yeri olan çok genel bir durumdur. Fakat, düşünüldüğünün aksine istenen bilginin hafızadan tamamen silinmesinden kaynaklı değil; hafızaya kodlama, kaydetme ya da hatırlama ile ilgili bir problemdir. Unutkanlık, özellikle bir şeyi hatırlamanız gerektiğinde – mesela bir sınav sırasında ya da aciliyet gerektiren bir durum olduğunda – gerçekten çok sinir bozucu olabilir. 

Unutkanlık hemen hemen her insanda görülür; fakat bazıları için bu durum oldukça can sıkıcı olabilir. Eğer sizin de başınız unutkanlıkla dertteyse, prova ve belleteç gibi unuttuğunuz şeyleri hatırlamanıza yardımcı olacak birkaç yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler, makalenin ilerleyen kısımlarında daha detaylı açıklanacaktır.

Unutmak her durumda olmasa da, bazen çok faydalı da olabilir. Örneğin, beş yıl önce geçirdiğiniz trafik kazası sonrası yaşadığınız acıyı gerçekten de hatırlamak istiyor musunuz? Unutma aynı zamanda utanç dolu, sıkıntılı, acı çektiğiniz vb. gibi nahoş deneyimlerinizi arkanızda bırakarak hayatınıza devam etmenizi de sağlar. Fakat buna rağmen birçok insan hala unutma eyleminin niçin gerçekleştiğini merak etmektedir. Araştırmacıların bu konuyla ilgili çeşitli teorileri bulunmaktadır.

Yerine Koyma Teorisi ve Unutkanlık

Yerine koyma teorisine göre hafızamıza kaydedilen yeni bilgiler eski bilgilerin yerini alır. Bu tezi destekleyen bazı araştırmalara göre, bazen yanıltıcı bilgiler gerçek bilginin yerini alabilmektedir. Mesela, yapılan bir araştırmada iki grup insana bir araba kazasının resimleri gösterilmiştir. Araştırmacılar, birinci gruba resimde “dur” işareti olmasına rağmen “yavaşla” işareti olduğuna inanmalarını sağlayan sorular sormuştur. Diğer gruba ise herhangi bir soru sorulmamış ve resimdeki bilgilerin olduğu gibi akılda kalması beklenmiştir. Daha sonra iki grup toplanmış ve araştırmanın amacı açıklandıktan sonra hangi grubun yanlış düşündüğünü aralarında kararlaştırmaları istenmiştir. Birinci grupta yer alan deneklerin neredeyse hepsi “yavaşla” işareti gördüklerinden emin olduklarını ve yanlış bilgilendirilen grubun kendileri olmadığını ileri sürmüşlerdir. Araştırmacıların buradan çıkardığı sonuç ise, yerleştirilen anının gerçek anının yerini aldığıdır.

Kaybolma Teorisi ve Unutkanlık

Kaybolma teorisine göre, bazı hatıralar uzun süreli bellekten arada bir geri çağırılmadıkları sürece kaybolacaktır. Bu teoriye göre, bellekte yeni bir girdinin yaratılması beyin hücrelerinde bellek izi olarak bilinen bazı değişikliklere sebep olur. Eğer hafızadaki bilgi yeteri kadar tekrarlanmıyorsa, bellek izi yavaş yavaş kaybolur. Kullanmadığınız bir bilgiyi saklamak için niçin beyninizde yer ayırasınız ki? Şansımıza, kaybolma durumu bütün hatıralar için geçerli değildir. Birçok işlevsel hatıra, yaşadığınız süre boyunca uzun süreli belleğinizde kalacaktır. Örneğin, 15 yıl boyunca bisiklete binmeseniz de, bisikletin üzerine oturduğunuz an nasıl kullanıldığını hatırlıyor olacaksınız. Belleğe alınan bilgilerin kaybolmaması için ne kadar zamanda bir tekrarlanmaları gerektiğine dair belirli bir limit yoktur; bazı bilgilerin kaybolması bir gün içerisinde gerçekleşirken, bazılarının kaybolması için yıllar geçmesi gerekebilir. 

Hafıza kaybı, beyinde gerçekleşen hasara bağlı da olabilir. Eğer kafanıza çok ciddi bir darbe aldıysanız, darbenin alındığı bölgede kaydedilen bilgilerin bir kısmı kaybolabilir. Ortaya çıkan hasarın cinsine bağlı olarak, hafıza kaybı da geçici ya da kalıcı olabilir.

İpucuna Bağlı Hafıza Teorisi ve Unutkanlık

İpucuna bağlı hafıza teorisine göre bilgilerin hatırlanması, hafızada bu bilgilerin yer aldığı noktalara ulaşmamıza yardımcı olacak ipuçları sayesinde gerçekleşir; eğer bu ipuçları bulunamıyorsa, hatırlama eylemi gerçekleşmez. İnsan beyni bilgileri ilişkilendirerek sakladığı için, hatırlanmak istenen şeyle ilgili bir bilginin hatırlanması aranan bilginin hatırlanması ihtimalini arttırır. Örneğin, sınıf arkadaşınızın soyadını unuttuğunuzda; ilk ismini, oturduğu yeri, takma adını veya belki de ilk tanıştığınız anı ya da mekanı hatırlamanız, sizi soyadını hatırlamanıza yöneltecek ipuçları olarak karşınıza çıkar. Bu ipuçları olmadan, arkadaşınızın soyismini hatırlamanız mümkün olmayabilir.

Çakışma Teorisi ve Unutkanlık

Çakışma teorisine göre hafızada yer alan bilgiler kaydetme ya da hatırlama aşamasında gerçekleşen diğer bilgilerle çakışabilir ve bu da bilgiyi unutmanıza yol açabilir. Bu durum genellikle çakışan bilgilerin birbirine benzer olmaları durumunda ortaya çıkar ve ilk kaydedilen bilgi hatırlanmak istediğinde ikinci bilgi kafamızı karıştırarak hatırlamayı gerçekleştiremememize sebep olur. Ya da bunun tam tersi gerçekleşir ve ilk kaydedilen bilgi daha sonra kaydedilen bilgiyle çakışır ve daha yakın zamanda öğrenilen bilginin hatırlanması gerçekleşmez. Mesela, çok yakın zamanda benzer isme sahip iki kişiyle tanıştığınızı farz edelim. Daha sonra bu insanlardan biriyle karşılaştığınızda iki ismi karıştırmanız çok olasıdır. Çakışma teorisi, yerine koyma teorisi ile benzerlik gösterse de yeni bilgi eski bilginin yerini almadığı için bu teoriden ayrılır. Her iki bilgi de yerindedir fakat hatırlanırken birbirlerine karışırlar.  

Psikojenik Amnezi Teorisi ve Unutkanlık

Psikojenik amnezi teorisine göre acı, utanç ve benzeri nahoş deneyimlerinizle ilgili bilgileri bu durumlardan kaçmak istediğiniz için unutursunuz. Özet olarak, hatırlamak istemediğiniz bilgileri beyninizin derinliklerine iter ve bu durumu yaşanmamış hale getirirsiniz. Fakat, bu derinlere itilen anılarla bir daha asla karşılaşmayacaksınız demek değildir. Yaşanan anılarla ilgili ipuçları bu hatıraların çağrıştırılmasına sebep olabilir. Bu kavram, ruh sağlığınız için travmatik ya da tehlikeli olarak addedilen durumlarla yüzleşmemek için bazı hatıraları istemsiz olarak bilinçaltına ittiğinizi öne süren “bilinçaltına itme teorisi”, Sigmund Freud tarafından ortaya sürüldükten sonra dikkate alınmaya başlanmıştır. Kişi, bilinçaltında kaydedilen bilgilerden habersiz olduğu için olayla ilgili hisleri ve ayrıntıları hatırlamaz. Bir diğer deyişle, kişinin bu olayı unutması için anılar bilinç dışına itilmiştir. Bilinçaltına itme teorisi birçok uzman için çok ciddi bir tartışma konusu olmuştur.

Eğer bir insana bir şeyi “unutmasını” söylerseniz, muhtemelen onu hatırlamasına yardımcı olacaksınızdır. Unutulmak istenen olay kısa süreli bellekte bir süre kaldıktan sonra hafızadan silinecekken olayın üzerine dikkat çekilmesi, olaya olması gerekenden fazla bir anlam yükler ve uzun süreli belleğe kaydedilerek uzun bir süre hatırlanılmasına sebep olur.