Tüp bebekte Down Sendromu riski artar mı?

Bir çiftin bebek sahibi olmasına engel olabilecek pek çok neden var. Erkeklerde varikosel, düşük sperm kalitesi, ereksiyon problemleri buna örnek. Kadınlardaysa rahimde, yumurtalıkta veya tüplerde yapısal sorunlar, yumurtlama bozuklukları gebeliği olanaksız hale getirebilir. Bu sorunlar çoğu durumda ufak müdahalelerle çözülüyor ama sorun biraz daha ciddiyse başka yöntemler denemek gerekiyor.

Kısırlık tedavisinin en popüler yöntemi tabii ki tüp bebek. Tüp bebeğin kendi içinde pek çok türü var. Ancak hepsinde sonuç aynı: nur topu gibi bir bebek!

Tüp bebeklerin genellikle herhangi bir sağlık sorunu olmuyor. Ancak bazı durumlarda (bebeğin hangi ortamda geliştirildiği, anneye ne zaman enjekte edildiği, yumurtayla spermin hangi ortamda ve nasıl birleştirildiği vb.) bu durum ne yazık ki değişiyor. Örneğin ileriki yaşlarda bebek sahibi olmak için tüp bebek yöntemine başvuran çiftlerin bebeklerinde bazı sağlık sorunları gelişebiliyor. Bu sorunlardan belki de en ciddi olanı genetik kusurlardan kaynaklanan Down Sendromu.

Down Sendromu’nun asıl nedeni DNA’yı oluşturan kromozomların normalden 1 adet fazla olması. Açıklamak için şöyle de diyebiliriz: Annenin yumurtası ve babasının spermi birleşip bölünmeye başladığında anne ve babadan 23’er adet kromozom alınıyor. Bu kromozomlar birleşerek bebeğin fiziksel özelliklerini belirliyor. Saç ve göz renginden tutun hangi hastalıklara yakalanma riskinin fazla olacağına dek herşey bu genetik karışıma bağlı.

Down Sendromlu kişilerde işler tam da bu noktada karışıyor. Ebeveynlerden alınan 21. kromozom sayısında 1 tane fazlalık oluyor. 23 anneden 23 babadan toplam 46 kromozom yerine anne veya babadan fazladan alınan 21. kromozomla bu sayı 47’ye ulaşıyor. Down Sendromu işte böyle gelişir.

Down Sendromu’na neden olan bu karışıklığın nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak bazı tetikleyiciler var. Bunlardan biri alınan ilaçlar. Diğeriyse geç dönemde kalınan gebeliklerde kromozom ayrılmasının sorunlu olabilmesi. İşte bu iki tetikleyicinin çoğunlukla birleştiği nokta: tüp bebek.

Tüp bebek yöntemi diğer kısırlık tedavilerinin yanıtsız kaldığı durumlarda tercih ediliyor. En büyük neden uygulamanın masraflı olması. Söz konusu diğer yöntemler de epey zaman alıyor. Bu nedenle tüp bebek seçeneği için genellikle 30 – 35 yaşına kadar bekleniyor. Bunun anlamı açık: Kadının doğum yapması için en uygun zaman neredeyse 10 yıl geride kalmış.

Tüp bebek yönteminde Down Sendromu riskine ilişkin bazı araştırmalar yapılmış. Bunların sonuncusu Londra Bridge Kısırlık, Jinekoloji ve Genetik Merkezi’nden Prof. Alan Handyside başkanlığında 8 farklı ülkeden bilim adamlarının ortak çalışmasıyla yürütülen araştırma.

Araştırma sonuçları tüp bebek yönteminde uygulanan ve yumurtalıkları uyarmak için kadınlara verilen ilaçların kromozom anormalliklerine yol açtığı yönünde. Bu anormallikler tüp bebek yöntemi sonucu dünyaya gelen bebeklerde özellikle Down Sendromu başta olmak üzere bazı genetik yapısal bozuklara neden olabiliyor. Hatta araştırmacılardan biri olan Hammersmith Hastanesi Tüp Bebek Kliniği başkanı Dr. Stuart Lavery konuyla ilgili bir açıklama yapmış.  Açıklamasında çoğu kromozom anormalliklerinin kadının yaşıyla bir ilgisinin bulunmadığını, normalde doğanın bertaraf edeceği sorunlu yumurtaların gelişmesini sağlayan ilaçların Down Sendromu gibi kromozom anormalliklerine de neden olabileceğini söylemiş.

Araştırmada yaş ortalaması 40 olan 34 kadından alınan 100’den fazla yumurta incelenmiş. Bu yumurtalar tıpkı tüp bebek yönteminde olduğu gibi yapay olarak döllenmiş. Yapılan incelemelerde yumurtaların bölünme aşamaları gözlemlenmiş. Sonuçlarsa biraz rahatsızlık verici. Yumurtaların % 55’inde ilk bölünme aşamasında genetik bozulmalar olmuş. İlerleyen dönemdeyse yumurtaların % 45’inde bozulmalar görülmüş.

Araştırmayı Avrupa Üreme ve Embriyoloji Derneği’nin toplantısında sunan araştırma başkanı Prof. Handyside: “Bu sonuçlar, yumurta sayısını azami seviyeye çıkarmak için uygulanan sürecin ve kullanılan ilaçların anormalliklere neden olabileceğinin kanıtı. Çünkü bu uygulama normal gebelikten farklı. Bu uyarı süreci, kusuru tetikliyor olabilir.” dedi.