Tenyadan korunmanın yolları

İyi pişmeyen yemeklerden bağırsaklara uzanan tenyadan korunma yolları neler? Tenyadan korunmak için yemekleri pişirmek yeterli mi?

Karnınız zil çalıyor. Nerede ne yesem? Ah işte gördünüz. İleride açık bir restoran var. Pek temiz görünmüyor ama olsun. Karnınız doysun yeter. Siparişi verdiniz. Yemeğiniz geldi. Et tam pişmemiş gibi. “Olsun. Bu kadardan bir şey olmaz” deyip tabağı süpürdünüz. Bağırsaklarınıza yerleşen tenyayı ruhunuz duymadı elbette.

Tenya bir tür yassı solucan. Hayvanların bağırsaklarında yaşıyor. İyi pişmemiş etlerden insanlara geçiyor. Tenyalı hayvanlar hijyenik olmayan koşullarda kesilir, iyi pişirilmeden yenirse yüzüne bakılmayacak çirkinlikte bir arkadaşınız oldu demektir. Tenyanın huyuna suyuna az daha yakından baksanız iyi edersiniz.

Tenyanın gayet havalı latince ismi: Taenia Saginata. Vücudu üç bölümden oluşuyor: baş, boyun ve gövde. Gelişimi garip; boyun kısmından büyüyor. Uzadıkça uzuyor. Bazı türleri 10 metreye ulaşıyor. Tenyalar çeşit çeşit. Köpek tenyası, domuz tenyası en bilinenleri. Adlarından belli kimden nasıl bulaştıkları. Peki, bizim menülerde bu ikisi olmadığına göre biz nereden tenya kapıyoruz?

Bizim tenyalar Taenia Saginata’nın yakın akrabaları. Aynı soydan, yassı solucanlar takımının sestod ailesi omurgasızlar şubesinden geliyorlar. Köpek ve domuz tenyaları daha tehlikeli.  Ölüme neden olan türlere oranla bizdeki tenyalar çok daha uysal. Tedaviye başlayınca ısrar etmeden usulca çekip gitmesini biliyor.

Tenyanın yaşamı

Tenyaların yaşamı üç aşama: Yumurta, ara konak, ana konak. Ana konak genelde biz oluyoruz. Yazı başındaki sahneyi başa saralım şimdi: Tenya yaşamına yumurta olarak su birikintilerinde veya nemli ortamlarda başlıyor. Hayvan ahırda yalaktan su içerken tenya yumurtasını da yutuyor. Böylece tenya yumurtası ara konağa geçiyor. Büyüyüp serpiliyor. Yaklaşık 1 mm boyuna ulaşıyor. Sonra büyük bir kamyon geliyor, tenyalı hayvanı alıp mezbahaya götürüyor.

Anlatmak istemediğimiz kanlı bıçaklı işler dönüyor mezbahada. Bu kısımları atlayıp kasaplara ve restoranlara geçelim. Etler reyona seriliyor, siparişler alınıyor. Az pişmiş biftek yenecek, şimdi mutfakta hazırlanıyor. Bu arada bizim tenyanın en sevmediği şey sıcak demiş miydik?  Az pişmiş isteyince tenya düğün bayram ediyor, hele iyi yapılmamış çiğköfteyse etekleri zil çalarak bağırsaklara yerleşiyor.

Bunlar tenyanın yaşamdan keyif aldığı, aşırı mutlu olduğu zamanlar. Şimdi sinsi gibi gezip tozabilir, kafasına göre yiyip içebilir, çılgıncasına eğlenip coşabilir. Zamanla tenyanın bağırsaklarımızda yaptığı alemin ceremesi çıkmaya başlıyor. Şimdi perspektif değiştirelim ve hadiselere ana konak gözünden bakalım:

Bana bir şeyler oluyor!

Az pişirilmiş, tenya aromasıyla lezzetlendirilmiş bifteği afiyetle yemiştiniz. Başlarda herşey yolundaydı. Ertesi gün belli belirsiz karın ağrısı hissettiniz. Önemsemediniz. Öyle böyle derken haftalar geçti. Nedensiz yere kilo kaybediyorsunuz. Mideniz devrilesiye bulanıyor. Bir türlü kilo veremiyordum çok iyi oldu derken iştah iyice kapanıyor. İshal başlıyor. Bulantılara ağrılar da ekleniyor. Üstünüzde halsizlik var. Parmak oynatayım deseniz mümkünü yok. Sabahları yataktan kalkmak istemiyorsunuz. Yüzünüz solgun. Tenya ne kadar mineral ne kadar vitamin varsa hepsini yürütüyor size kalmıyor. Tabii sizin dünyadan (tenyadan) haberiniz yok. Ne yaşadığınızı öğrenmenin tek yolu doktora gitmek.

Tenya tedavisi başlasın!

Ana konak ve tenya doktora gidiyorlar. Doktor ana konağı güzelce muayene ediyor. Kan ve dışkı örnekleri alınıyor. Testler yapılıyor. Bilgisayarlı tomografi çekiliyor. Sonuçlar kimseyi memnun etmiyor. Siz ana konak olduğunuzu öğreniyorsunuz. Tenya ifşa olmuş durumda; türü de boyutları da belli. Hemen tedaviye başlanıyor.

Ağızdan tek dozda alınan ilaçlar hemen etkisini gösteriyor. Tenya tedavisinde prazikuvantel ve albendazol bazlı ilaçlar kullanılıyor. Boyu uzun ömrü kısa tenya buraya kadar.

Kıssadan hisse: çiğ yemeyin karnınız ağrımasın.