Sosyal fobide konuşma terapisi etkili mi?

Topluluk içinde tedirgin olmak, evden dışarı adım atamamak. Sosyal fobisi olan biri için hayat zor. Ancak çözüm yine konuşma. 

Sosyal fobi veya sosyal anksiyete gündelik yaşamın olağan ayrıntılarını inanılmaz bir işkenceye dönüştürebilir. Sosyal fobi veya anksiyete belirtileri – topluluğa konuşma güçlüğü vb. – sosyal alanda kalsa iyi. Terleme, bulantı gibi fiziksel belirtiler de söz konusu olabilir. Bu belirtilerin düzeyi değişken. Soruna uygun biçimde müdahale edilmezse evden sokağa çıkmayan bir münzeviye dönüşmek mümkün. 

Sosyal anksiyete tedavisinde başlıca iki yöntem – psikoterapi ve ilaç kullanımı – yaygın. Psychological Science’da yayımlanan bulgular, “tedavide psikoterapinin etkisi azımsanmamalı” diyenleri haklı çıkaracak cinsten: Konuşma terapisi beynin elektriksel aktivitelerinde değişimlere neden oluyor. 12 haftalık konuşma terapisi sürecini gözlemleyen araştırmacılara göre bu etki, ilaç kadar etkili. 

Sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde ilaç kullanımının beyinsel etkilerine odaklanan çok sayıda araştırmaya karşın psikoterapi uygulamalarına ilişkin bilgi henüz yok denecek kadar az.   

Konuşma terapisi etkili mi?

Araştırmacılar bu soruyu yanıtlayabilmek için sosyal anksiyete bozukluğu yaşayan 25 hastaya 12 haftalık bilişsel davranış terapisi uygulamış. Bilişsel davranış terapisi hastanın anksiyetesini ve bunu tetikleyen durumları düşünme – değerlendirme tarzlarını değiştirmeye yönelik, süre kısıtlı bir psikoterapi yöntemi. 

Psikoterapiye katılanların beyin işlevleri elektroensefalogram (EEG) yöntemiyle tedavi sürecinin başında, ortasında ve sonunda ölçümlenmiş. Bu ölçümler, sosyal fobisi olanlarda anksiyete yarattığı bilinen mizansenlerde gerçekleştirilmiş: Sosyal fobisi olan katılımcı iki kişiye doğaçlama konuşurken video kameranın çekim yapması buna örnek. Bulgular sosyal anksiyete değerleri yüksek, düşük ve sıfır – sosyal aksiyete bozukluğu olmayan – katılımcı gruplarla karşılaştırılmış ve konuşma terapisinin EEG sonuçlarında – delta beta bağlaşımı – anlamlı değişikliklere yol açtığı gözlemlenmiş. 

Konuşma terapisi beyne ne yapar?

Delta beta bağlaşımı, beynin dalga örüntülerinden. Anksiyete ile doğru orantılı artıyor. 12 haftalık terapi sürecinden sonra, bilişsel davranış terapisi alan katılımcıların EEG ölçümleri, düşük sosyal anksiyete değerlerine sahip kontrol grubundan alınanlara benzer çıkıyor. Araştırmanın gerçekleştiği McMaster Üniversitesi’nden Vladimir Miskovic konuşma terapisinden önce katılımcılarda gözlemlenen delta-beta bağlaşımlarının yüksek anksiyete değerleri sergileyen katılımcılarının sonuçlarını andırdığını belirtiyor. 

Araştırmacılar bilişsel davranışçı terapinin sosyal anksiyete tedavisine etkisinden çok, semptomatik gelişime olan katkısını anlamaya çalışmış. Bulguların diğer anksiyeteler ve psikolojik bozukluklar yönünden ne kadar anlamlı olacağı henüz bilinmiyor. 

İlaçsız tedavi olmaz mı? 

Araştırmacılar – bulguları denetim altında tutabilmek amacıyla – sosyal anksiyete tedavisi için ilaç kullanan bazı katılımcılarda dozajı kısıtlamışlar ama, bütünüyle ilaç kullanmayan katılımcılardan oluşacak bir grubu bilişsel davranış terapisi sürecinde izlemenin daha aydınlatıcı olacağı açık. Araştırmacılar bunu uygulamanın güç olduğunu, dışardan tedavi alan çoğu sosyal anksiyete hastasının halihazırda ilaç tedavisine devam ettiğini, bu kişilere ilaç bırakma önerisinde bulunmanın etik olmadığını belirtiyor.

New York Lenox Hill Hastanesi’nden klinik psikolog Dr. Alan Manevitz araştırmanın psikoterapinin olumlu etkilerini kanıtlama yolunda önem taşıdığı görüşünde: “Sosyal anksiyete bozukluğu tedavisinde biyolojik, psikolojik ve davranışsal yaklaşımları içeren çok uçlu bir yöntem izleniyor. Sosyal anksiyete yaşamı çok sınırlandırabilir. Çok uçlu yaklaşım bu nedenle kaçınılmaz. İlaç tedavisinde henüz bilmediğimiz ayrıntılar var. Konunun daha fazla çalışılması gerektiği ortada.”

Manevitz’e göre psikoterapi ve ilaç tedavisi birlikteyken, ayrı ayrı uygulanmalarına kıyasla çok daha etkili sonuçlara ulaşmayı sağlıyor. 

Harvard Tıp Okulu Psikiyatri Anabilim Dalı’nda asistan klinik profesör olan Dr. Srini Pillay’a göre, en iyisi aceleci olmamak: “Bilişsel davranışçı terapinin beynin sosyal anksiyete değerlerinde yol açtığı gelişimle korelasyonu beklenen bir sonuç. Katılımcıların ilaç kullanması, ilaç kullanımının tedaviye yanıt verme oranlarını artırıp artırmadığı vb. soru işaretleri yaratsa da, bilişsel davranış terapinin sosyal fobiler için öncelikli tedavi olmasına ikna olmak için henüz çok erken.”

Pillay son olarak insan beyninin gücüne dikkat çekiyor: “Bilişsel davranış terapisi – özellikle iyileşeceğine inanarak – ilaç tedavisi görmeyi reddedenlerin hastalık belirtilerini hafifletiyor olabilir.”