Rüya Neden ve Nasıl Görülür ?

Uyku ve rüyalar üzerine birçok çalışma yapan ünlü psikanalist Freud’a bakılırsa, bilincin sakladığı olgular rüyalar halinde ortaya çıkıyor. İnsanların özlemleri, düşünceleri ve istekleri bilinçaltında yer ediyor ve uyku anında bunlar rüyalarla su üstüne çıkıyor. Bugün, Freud’un yolundan giden birçok doktor, rüyalara büyük değer veriyor ve rüyaları bilimsel şekilde ele alarak hastalarına tedavi uyguluyor. Çünkü rüyalar, günlük yaşamda bastırılan ve bilinçaltına atılan isteklerin dışa vurulmasıdır. Rüyalarda görülen ögelerin birçoğu sembolik olarak bu bastırılmış istekleri gösterir. Bu sembollerin anlamlarını bulmak ve kişinin bastırılmış duygularını ortaya çıkarmak da psikanalistin işidir.

Bir başka araştırmacı Jung ise Freud’un aksine, rüyaların işlevinin tamamlayıcı değil dengeleyici olduğunu savunmuştur. Yani insanlar, günlük hayattaki kısıtlamalar sonucu kişiliklerini ortaya koyamadıklarında, bu yönleri rüyalarda ortaya çıkar. Rüyalarda görülen semboller, insanların endişe duyduğu yönlerini tanımaya yardım eder.

Freud ve Jung’un bu görüşleri bilim adamları tarafından çok tartışıldı. Bugün bile tartışılmaya devam ediyor.

Neden Rüya Görülür?

İnsanların uyku sırasında belli zamanlarda hızlı göz hareketleri yaptıkları ilk 1953 yılında farkedildi ve bu durumun rüya görme anıyla ilişkili olduğu anlaşıldı (REM, Rapid Eye Movements, Hızlı Göz Hareketleri). Bu önemli bir adımdı. Laboratuvar ortamında, bu anlarda uyandırılan deneklerin anlattıklarına bakıldığında, genelde günlük sıradan olayların rüyada görülmediği, kurgulanmış yeni olayların görüldüğü ortaya çıktı. O anda uykusundan uyandırılan deneklerin hemen hepsi rüyalarını hatırlıyorlardı. 1960’lara gelindiğinde, yapılan araştırmalarda insanların REM uykusu dışında da rüya gördüğü anlaşıldı. Hatta rüyaların Freud’un iddiasının aksine, bilinçaltındaki istekler ve güdülerle görülmediği ortaya çıktı. Çünkü yapılan araştırmalarda, rüyaların, beynin daha farklı bir bölgesinin kontrolünde olduğu görüldü. Bugün hala rüya görmenin ve uykunun fonksiyonları tam olarak anlaşılmış değildir. Yine de günümüzde kullanılmaya başlanan yeni görüntüleme yöntemleri, Freud’un varsayımlarının daha doğru olduğunu gösteriyor.

İnsanlar yaklaşık olarak 60 yıllık bir yaşam süresinin üçte birini, yani 20 yılını uykuda geçirirler. Her insanın yaklaşık bir gecede 2 saat rüya gördüğünü varsayarsak, ortalama olarak bir insan, ömrünün 5 yılında rüya görür. Bu rüyaların her birinin uzunluğu ise yaklaşık 5-15 dakika arasındadır. REM olarak ifade edilen süreçler gecede 4-5 defa meydana gelir. Her bir REM dönemi ortalama 20 dakika sürer. İlk REM dönemi sadece 1-2 dakikadır ancak uyku süresinin sonlarına doğru 30 dakikaya kadar çıkar.

Bir Fransız bilim adamı, rüyayı uykunun ya da uyanıklığın bir parçası olarak görmez. Bu üçüncü bilinç durumudur. Bir insanın rüya görmesi engellenirse, o insanda öğrenme güçlükleri ortaya çıkar ve depresif hareketler sergilemeye başlar.

Yapılan bunca çalışmaya rağmen, rüyalar tamamen beyinle mi ilgili bir foksiyondur, rüyaları beynin hangi bölgesi kontrol eder, zihinle ve bedenle bir ilişkisi var mıdır gibi sorular hala açıklığa kavuşmuş değildir.

Rüyalarda görülenler, inanılmayacak bir hızla gelişir. Aslında bir kaç dakika süren bir rüya sırasında bile, çok uzun sürdüğü sanılan şaşırtıcı ve çok garip olaylar görülebilir. Bu yüzden de rüyada zaman kavramı anlaşılmaz. Zaman kavramı ancak kişi uyandıktan sonra beynin yönlendirmesi ile oluşur.

Rüya Nedir ?

Rüyalar somut olaylardır. Soyut olduğu düşünülemez. Rüya sırasında beyinde önemli hareketler oluşuyor. Aynı zamanda beden de rüya sırasında etkileniyor. Kalp atış hızı farklılaşıyor, tansiyonda iniş çıkışlar oluyor, kaslar gerginleşiyor veya gevşiyor, nefes alışverişi sıklaşıyor. Bunlar hep ölçülebilen değerlerdir.

Rüyalar mutlaka dış olaylardan etkileniyor. Ancak insanın iç dünyası daha fazla etkiliyor rüyaları. O kişinin düşünceleri, duyguları, sevinçleri, üzüntüleri, korkuları, beklentileri ve karşı karşıya olduğu sorunlar hep rüyaları tetikler. Yani görülen rüyalar, insanların son günlerde yaşadıkları olaylar ve bu olayların kişinin üzerindeki psikolojik etkileri sonucudur. Yine de rüyalarda görülenler birer simgedir, semboldür. Yani hep başka bir şeye işaret eder. Bu da ister istemez bir rüya dilini oluşturur.

,