Prostat kanseri niye yakalanamıyor?

Sessiz gelip hızlı ilerleyen prostat kanseriyle baş etmek kolay değil. Parmakla muayene dahil erken tanı yöntemleri işe yaramıyor. Peki prostat kanseri niye yakalanamıyor?

Prostat erkeklere özgü bir doku. İdrar torbasına komşu. Rektumun hemen önünde yer alıyor. Sperm aktarımı için kritik önemde. Meni büyük oranda prostat salgısından oluşuyor.

prostat kanseri Prostat kanserini erken veya geç farketmek sonucu değiştirmiyor. 

Erkek yaşlandıkça prostat büyüyor. İdrar güçlüğü başlıyor. Yakınma prostat kanseri belirtilerine benzer nitelikte ama hepsi bu. Büyük prostat kanser anlamına gelmiyor.

Nasıl başlıyor?

Prostat bezindeki hücrelerin bir bölümü ölçü dışı büyümeye başlıyor. Bunlar yakınlardaki sağlıklı hücreleri işgal ediyor. Prostat kanseri riski ilerleyen yaşla iyice artıyor.

Nasıl anlaşılıyor?

Prostat kanseri tanısı için iki yöntem var.

DRE (dijital rektal muayene) denen yöntemde parmakla anüsten giriliyor. Rektum duvarı inceleniyor. Prostat üzerinde ve çevresinde tümör olup olmadığına bakılıyor. Yönteme dijital muayene deniyor, çünkü latince dijital “parmakla yapılan” demek.   

Diğer yöntem kansere özgü antijen varlığını gözlemeye dayanan PSA kan testi. Bu testle kanser tanısı koyulabilir ama prostat kanseri anlaşılamaz. Kesin tanı için karma yaklaşım gerekiyor. 

Erken tanı etkili mi?

Araştırmacılar prostat kanserine erken müdahale edebilmek için meme kanseri erken tanılamada kullanılan mamografi benzeri basit ve hızlı bir yöntem geliştirmeye uğraştılar uzun süre.  

PSA testi buna uygun olabilirdi. Olmadı. Şimdilerde prostat kanserine erken tanı koymanın bile sonucu pek fazla değiştirmediği yönünde görüşler var.

Sorun öyle sinsi ilerliyor ki prostat kanserini erken veya geç farketmek sonucu anlamlı ölçüde değiştirmiyor. Prostat kanseri söz konusu olunca çok küçük yaşlardan itibaren düzenli test yaptırmakla hiç test yaptırmamak arasında fark yok. 

Test işe yarıyor mu?

Bu bilgi geniş çaplı kanser araştırmalarıyla onaylanmış. Birinde yaşları 55 – 72 arası 77000 erkek rastgele iki gruba ayrılmış. İlk gruba 6 yıl süreyle (yılda bir) PSA kan testi yapılmış. İzleyen 4 yıl (yine yılda bir) DRE testi uygulanmış. İkinci gruptakiler olağan muayene ve bakımla yetinmiş. Prostat kanserine ilişkin kuşku varsa isteğe veya doktorun önerisine bağlı olarak muayeneler yapılmış. 

7 yılın ardından varılan sonuç: Sıfıra sıfır. Testler işe yaramıyor. Erken tanıyla sorunun gelişimi ve yaşamda kalma yüzdesi arasında anlamlı bir ilişki bulunamıyor. En azından şimdilik. 

Olur mu öyle şey?

Olur tabii neden olmasın. Yıllara yayılan, geniş katılımla yapılan tıp araştırmalarının sonuçları çoğu zaman kuşkuya yer bırakmayacak berraklıkta. Önceki araştırmalar derleniyor. Yeni sonuçlarla karşılaştırılıyor. Olası hataları ayıklamaya ve anlamlandırmaya yeterince zaman var. Kısa vadede kesinlikle can sıkan bulgunun uzmanları soruna başka çerçeveden bakmaya yönlendireceği açık. 

Erken tanı yöntemleriyle gelen eksik bilginin neden olacağı endişeyi de yabana atmamalı. Hiç gereği yokken kanser kuşkusuna kapılmanın yıkımı az buz değil. Tanı için daha etkin araçlar daha kesin yöntemler gerektiği açık. 

Prostat kanserinden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmayı, test ve muayene yöntemlerine ilişkin güncel bilgileri sorgulamayı ihmal etmemelisiniz.