Polyanna mutlu olmak için ne yapmış?

Öylece durup mutluluğun sizi bulmasını mı bekliyorsunuz? Daha çok beklersiniz. Hadi biraz çaba harcayın.

Mutluluk üzerine milyonlarca fikir, yazı, olay var. Peki size göre mutluluk ne? Zengin olmak mı, hayallerinizin aşkıyla tanışmak mı, yoksa dünya turuna çıkmak mı? Mutluluğu tanımlayabilir misiniz? Daha zor soralım: mutluluğunuzu tarif edebilir misiniz? 

Dilimiz, ırkımız ne olursa olsun mutluluk gelir, mutluluk gider. Hiç birimiz sonsuza dek mutlu yaşamıyoruz. Ne sihirli değneklerimiz var ne de büyülü sözlerimiz. Hoşnut olabildiğimiz sürece mutluyuz. Peki bu nasıl olacak?

Mutluluk neye bağlı?

İnsanların sadece %10’u mutluluğu durumların değişmesi olarak tanımlıyor. Demek mutluluk % 90 oranında kişiliğimize, daha doğrusu davranış ve düşüncelerimizin değişmesine bağlı. Buradan bakınca sonuç açık: mutluluk öğrenebileceğimiz bir şey.

“Daha zengin, daha güzel, daha aşık olanlar varken mutluluk neyimize… Öğrenmeyle mutluluk olur mu hiç?” diyenlere hatırlatma: istatistiklere göre daha zengin, güzel, aşık ya da stressiz olmak mutluluğu garantilemiyor. İkisi arasında bağ yok.

Mutluluğu araştırması yapmak kolay değil. Önceden buna değinmiştik. En büyük zorluk herkesin peşinden koştuğu kavramı kimsenin basitçe tarif edememesinde belki de. Tanım olmayınca laboratuvar olmuyor, deney yapılamıyor; elde sadece gözlem kalıyor. Mutlu hisseden insanlara “mutluluk nedir” diye soruluyor örneğin, onlar da sezgilerine  göre mutluluğun hayattaki seçimlerin sonucu olduğunu söylüyorlar. Bu seçimler özetle:        

•    Aile ve arkadaşlara zaman ayırmak
•    Sahip olduklarının kıymetini bilmek
•    Olumlu bir bakış açısı takınmak
•    Bir amaç uğruna yaşadığını hissetmek
•    Anı yaşamak

Biriken seçimlerin sonucuyla gelen mutluluk insanın aklına madalyonun öteki yüzünü getiriyor: mutluluk öğrenilip biriktirilebiliyorsa mutsuzluk için de aynı yol işliyor olmasın? Mutsuzluklar birikip büyürse ne yapacağız?

Mutlu olmak için alıştırma yapın

Mutlu olmak isteyenlere müjde. Seçimleriniz, düşünceleriniz ve davranışlarınız mutluluk seviyenizi etkiliyor. Mutluluk aniden büyülü bir şekilde gelmiyor elbette. Zamanla daha iyi, daha mutlu hissetmeye başlıyorsunuz.

İnsan ilişkilerine yatırım yapın

“Mezara mı götüreceksin?” diye bir deyiş var ya. Tam da onu kast ediyoruz. Paraya pula yatırım asla mutluluk getirmiyor. İnsan ilişkilerine odaklanmalısınız. Ömürlük mutluluğun kaynağı sevdiklerimiz. Sevecen insanlarla daha çok zaman geçirin. Yanında mutlu olduğunuz insanları ihmal etmeyin, onlara değer verin.

Dünya kimseye hazır gelmez. Onu yapmak gerekir. Güler yüzlü olun. Yardımsever olun. Sözcüklerinizle ve davranışlarınızla kendinize ve yakın çevrenize güzel bir dünya kurun. Bırakın insanlar onlarla mutlu olduğunuzu bilsin. Değer vermek değer görmeyi de getirir.

Teşekkür edin

Sözcüklerden bahsetmiyoruz. Yanınızdaki insanların kıymetini bilin. Onlara hak ettikleri değeri verin. Size kötü bir şey olsa yakınlarınız her zaman yanınızda olacak, bunu biliyorsunuz. Teşekkür etmek için kötü bir şey olmasını beklemeyin.

Teşekkür etmenin en iyi yolu karşınızdaki kişiye bağlılığınızı belli etmek. İnsanlar hakkında sürekli olumsuz düşünüp kendinizi mutsuz etmeyin. Kardeşiniz doğum gününüzü hatırlamadı diye üzülmek yerine “kardeşim hep yanımda” deyip sevinin.

İyimser olun

Polyannacılık oynayın demiyoruz ama olaylara olumlu yönden bakmayı öğrenmelisiniz. Bu hemen oluveren bir şey değil, geliştirmeniz gereken bir huy. Yapınızda yoksa biraz uğraştırır ama emin olun çabanıza değecektir.

Aklınızdan geçen negatif düşünceleri değerlendirmekle başlayabilirsiniz. Kendinize sorular sorun:

•    Bu durum düşündüğüm kadar kötü mü?
•    Aynı duruma başka açıdan bakmam mümkün mü?
•    Bu tecrübeden nasıl dersler çıkarabilirim?

Amacınızı bulun

Hayatta bir amacı olduğunu hisseden insanların diğerlerinden daha mutlu olduğunu herhalde herkes biliyor. Amacın ne olduğu hiç fark etmez: çimleri biçmek, çocuklara bakmak ya da ruh ikizinizi bulmak olabilir. Amacın boyutu, niteliği, güçlüğü değil sağladığı mutluluk önemli.

Günlük aktivitelerinizi uzun vadeli, anlamlı amaçlarla birleştirebilirsiniz. Bunun yolu da insan ilişkilerinden geçiyor. Küçük amaçlar insanlarla olan bağınızı anlamlı kılıyor. Bu cümleler size hala anlamsız geliyor olabilir. Amacınızı bulmanıza biraz daha yardım edeceğiz elbette. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

•    Beni ne heyecanlandırıyor?
•    Gururlandığım başarılarım neler?
•    İnsanların beni nasıl hatırlamasını isterim?

Anı yaşayın

Eğlenceyi daha boş bir güne erteleyenlerden misiniz? Yapmayın. O gün hiç gelmeyebilir. Küçük zevklerin tadını çıkarabileceğiniz tüm anları değerlendirin. Şimdiki zamanın olumlu yanlarına odaklanın. Geçmişi kafaya takmayı, gelecek için endişelenmeyi bırakın. Geçmişin dönmeyeceğini, geleceğin belki de hiç gelmeyeceğini gayet iyi biliyorsunuz.

“Hiç bunları kendine dert etmeye değer mi şu kısacık hayatta..” diyen yerden göğe haklı. Siz etmezseniz dert kendiliğinden olmuyor, ipini sıkı sıkıya bağlasanız da uçup gidiyor. Fırsatınız varken kederi bırakın anı yaşayın.