Panik Ataklar Neden Olur?

Panik ataklar, bir anksiyete bozukluğunun semptomu olabilir. Dünya genelinde panik ataklar, önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle Amerikalı yetişkinlerin en az %20’si (yaklaşık 60 milyon kişi) yaşamlarının bir bölümünde panik atak yaşamaktadır. Amerikalı yetişkinlerin %1.7’sinde (yaklaşık 3 milyon kişi) yaşamlarının bir bölümünde tam anlamıyla gelişmiş panik ataklar görülmektedir. Bu durum, erkeklere oranla kadınlarda iki kat daha fazla görülmektedir. İnsanların ilk panik ataklarını geliştirdiği yaşın (hastalığın başlaması) en yoğun olarak 15-19 yaşları arasında olduğu kaydedilmiştir. Panikle ilgili gerçeklerden biri de bu semptomun, diğer anksiyete türlerinden son derece farklı olduğudur. Panik ataklar, çok ani ve çoğu zaman beklenmeyen zamanlarda ortaya çıktıkları gibi, herhangi bir nedene bağlı oldukları da söylenemez ve kişinin işlevlerini engelleyici niteliktedir. 

Çocukluk dönemindeki panik bozukluklarla ilgili bilgilere göre, çocukların %0.7’sinde panik bozukluk veya yaygın anksiyete (kaygı) bozukluğu görülmektedir. Paniğin, erkeklerle karşılaştırıldığında kadınları iki kat daha fazla etkilediği kaydedilmişse de, bu bozukluk erkek ve kız çocukları eşit şekilde etkilemektedir. 

Bir kişi örneğin araba kullanırken, kalabalık bir mağazada alışveriş yaparken veya asansördeyken panik atak geçirdiğinde, kişi bu durumlarla ilgili olarak fobi olarak adlandırılan irrasyonel (mantık dışı) korkular geliştirebilir ve bu durumlardan kaçınmaya başlayabilir. Nihayetinde bu kaçınma alışkanlığı ve başka bir atak olacağına ilişkin kişinin duyduğu anksiyete düzeyi öyle bir noktaya gelebilirki kişi bu ilk panik atağı başlatan aktiviteleri yapma fikri bile ilerideki panik atakları tetikleyebilir. Bu da, kişiyi araba kullanamaz ve hatta evden dışarı çıkamaz durumda bırakacak seviyede bir panik bozuklukla karşı karşıya bırakabilir. Bu noktada, kişinin agorafobiyle birlikte seyreden bir panik bozukluğu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, iki tip panik bozukluk vardır; agorafobiyla seyreden veya agorafobiyle seyretmeyen panik bozukluk. Diğer önemli hastalıklar gibi, panik bozukluk da kişinin etkili tedavi edilmemesi halinde, hayatını ciddi ölçüde etkileyebilir. 

Çocuklardaki panik atakların sonucu olarak, çocukların ders notlarında düşüş, okuldan kaçınma, ebeveynlerden uzaklaşma gibi madde kullanımı, depresyon, intiharı düşünme, ihtihar planları ve/veya girişimleri görülebilir. 

Panik Ataklar Önemli Midir? 

Evet, panik ataklar gerçek bir durumdur ve duygusal açıdan oldukça engelleyici olabilir. İyi haber, bu durumun spesifik tedavilerle kontrol edilebileceğidir. Panik ataklara eşlik eden rahatsızlık veren fiziksel belirti ve semptomlar nedeniyle bu ataklar, kalp kriziyle veya yaşamı tehdit eden diğer hastalıklarla karıştırılabilir. Göğüs ağrısı nedeniyle acile başvuran kişilerin %25’inde panik bozukluk teşhisi vardır. Bunun sonucunda, bu semptomu olan kişiler diğer tıbbi durumları elemek için bir dizi teste maruz kalırlar. Bazen de panik bozukluğu olan bu kişilerin %90’ından fazlasına ne yazıkki doğru bir teşhis de konamaz. 

Panik atağı olan kimsenin yakınları ve sağlık çalışanları genelde o kişiyi, tehlikede olmadıkları yönünde telkin etmeye çalışırlar. Ancak, bu telkinler bazen hasta için daha da sorun yaratabilir. Doktorlar, “önemli bir şey yok”, “hepsi senin düşüncen” ya da “endişelenecek birşey yok” gibi ifadeler kullanırsa, bu panik atak hastalarına, gerçek bir sorunun olmadığı, bu semptomların üzerinden kendilerinin gelebiliyor olmaları ve tedavinin mümkün ya da gerekli olmadığı gibi yanlış izlenimler verebilir. Panik ataklar oldukçe ciddi olmakla birlikte, herhangi bir organa zarar verecek bir durum değildir. Dolayısıyla, panik ataklı bir kişiye yardım etmek isteyen kişilerin atak esnasında o kişinin korkularını ve semptomlarının şiddetini kabul ettiklerini göstermeleri ve panik atağın yaşamlarını tehlikeye sokmadıklarını ve tedavi edebileceğini söyleyerek onlara telkinde bulunmaları gerekmektedir.