Neden Rüya Görüyoruz?

Rüyalar yüzyıllardır sırrını koruyan olguların başında yer alıyor. Filozofların yüzyıllar öncesinde araştırmaya başladığı bu kavram, ancak son dönemlerde psikologlar ve alandaki uzmanlar tarafından deneysel olarak araştırılabiliyor. Kimilerine göre düşüncelerimizin  gece ortaya çıkan yansıması, kimilerine göre de bilinçaltımızı rahatlatmak adına aklımızın uykuda bize oynadığı bir oyun.

Bunları değerlendirmek için, öncelikle rüyanın ne olduğunu cevaplandırmalıyız. Rüya uyku boyunca karşılaştığımız görüntüler, duygular imajinasyonlar ve deneyimlenen her türlü şeydir. Rüyalar bazen eğlenceli sürprizlerle, bazen de kafayı karıştıran, sizi alt üst eden  olaylarla doludur. Kötü bir rüya gördüğünüzde kötü olaylarla karşılaşacağınız hissine kapılırsınız ancak bazen iyi bir  duygu da  sizde kötü bir rüya olarak ortaya çıkabilir. Rüyaların karmaşık ve esrarlı yanı buradan gelir.

Peki neden rüya görürüz ? Rüyalarımız neye hizmet eder ?

Uzmanların rüyalarla ilgili pek çok araştırması bulunmaktadır. Araştırmacıların rüyalar hakkında hala kararsız olmaları şaşırtıcı gelebilir. Ancak, rüyalarla ilgili ortaya tek bir neden koymak mümkün değildir. Bazı araştırmacılar rüyaların hiçbir nedeni olmadığına inanırken, bazıları ise; psikolojik ve zihinsel sağlık için faydalı olduğunu belirtiyor. Newton Wellesley Hastanesi uyku bozuklukları kliniğinden Ernest Hoffman rüyaların geçmiş travmalarla baş etmeyi sağladığını dile getiriyor. Bu fikre göre rüyalar, eski anılarımıza yeni bir materyal ekliyor ve belki de o anıyı değiştirmeyi sağlıyor.

Rüya denince psikanalize kulak vermelisiniz!

Sigmund Freud’un kuramı olan psikanalizde, rüyaların hatrısayılır bir yeri var. Buna göre rüyalar biliçdışımızın yeniden inşası,  farklı şekilde ortaya çıkması. Bilinçdışı bunu yaparken travmalarımızı çözüyor ve yeniden inşa ediyor. Psikanalize göre insan yalnızca saldırganlık ve cinsellik gibi dürtülerle hareket ediyor. Rüyalarda günlük hayatta tatmin edilemeyen bu dürtülerimiz açığa çıkıyor.

Belki bu görüşe katılmıyor olabilirsiniz, fakat bu kuram hala geçerliliğini koruyor.

Rüyaların oluşumu bir sentezle gerçekleşiyor

Uykunun safhalarından olan REM  uykusu sırasında beyindeki 3 yapı harekete geçiyor. Amigdaala, hipokapus, limbik sistem. Duygular hafıza ve duyulara hizmet eden bu yapılar sayesinde her biri  aktive oluyor. Beyin bu içsel aktivitedeki sinyalleri topluyor ve bunlara bir anlam vermek istiyor. İşte böylece rüya ortaya çıkıyor. Hobson’ a göre ise; rüyalar bizim yeni yaratıcı fikirlerimizin ortaya çıktığı bir alan . Yani rüyalar yeni fikirler ve yaratıcı yanımız demek. Bu ilginç görüş eğer doğruysa, uykuda geçirdiğimiz zaman boşa gitmiyor sayılabilir.

Rüyalarla ilgili diğer teoriler

Zihnimiz uyku sırasında aldığı dış uyaranlardan etkilenir. Örneğin, radyo açıkken uyuyan kişi rüyasında da radyo dinleyebilir.

Rüyalar gece boyunca zihni temizliyor ve geçen günün hatıralarını siliyor. Beyni yeni güne hazırlıyor.

Rüya bir psikoterapist. Kişi rüyası sırasında güvenli uyku ortamında, içsel süreçleri arasındaki sağlıklı bağlantıyı kuruyor.

Rüyalarla ilgili görüşlerin karmaşıklığı rüyaların enteresan yapısından kaynaklanıyor. Ancak rüyaların doğasını anlamak kolay olmasa da bazı uyku kliniklerinde yapılan araştırmalar ve bu dalda çalışan uzmanlar bilimsel sonuçlara ulaşabiliyor. Rüyalarla ilgili en güçlü görüş ise günümüzde hala geçerliliğini koruyan psikanaliz. Rüyalarımız bilinçaltımızla ilişkili ve biz bu yansımayla karşı karşıyayız.

Rüyaları ne sıklıkla görmek daha sağlıklıdır?

Rüyaların sık  ya da nadir görülmesi bir problemin işareti değildir. Eğer psikanalitik kuramdan yola çıkarak açıklarsak, sık rüya gören biriyseniz bilinçaltınız daha karmaşık diyebiliriz. Ancak rüyalarınız bilinçaltınızı dışa vurarak travmalarınızı çözmenizi sağlıyor .Öyleyse rüyalar size hizmet ediyor ve sizin içİn iyi olanı istiyor diyebiliriz. Rüyaların bir anlamı olduğuna inanın ya da inanmayın ara sıra rüyalarınızın diline kulak vermeniz faydalı olabilir…