Korku duygusu ne işe yarıyor?

Korku tepkisinin altında yatan elementleri bilmek için öncelikle korkuyu değerlendirmek gerekir. Korku nedir? Korku, insan psikolojisinde neye hizmet eder? Korkunun altında yatan nedenler nelerdir? Benzer sorular insanı korkutacak kadar çoğaltılabilir.

Korku, insanın en ilkel, belki de en eski duygularından. İnsan varoluşundan bu yana korkularıyla yaşıyor; korkudan evrilen kaygılarıyla boğuşuyor. Korku insanı rahatsız eden, bedensel ve psikolojik olarak kötü hissettiren bir duygu olsa da, aslında insanlığa fayda sağlayan bir duygu. Çünkü korku ve kaygı insanın var olma duygusunu tetikliyor, varoluşunu sürdürmesini sağlıyor. Korkunun olmadığı bir yaşamda insanı tetikleyen ve harekete geçmesini sağlayan pek az şeyle karşılaşırsınız.

Korku en basit tanımıyla, tehlike uyandıran herhangi bir durum karşısında verilen duygusal tepki. İlk çağlardan itibaren dış dünyadaki pek çok uyarandan korktuk. Korkunun yaşanma derecesi insandan insana değişse de, hepimizi kapsayan en güçlü duygu olduğu kesin. Korku canlı kalmamızı sağlar.

Biyokimyasal ve duygusal korku

Biyokimyasal korku genellenmiş, herkes için aynı şekilde ortaya çıkan tepkidir. Korku uyandıran olaylarda kalp çarpıntısı, kan basıncında artış, terleme, titreme gibi fiziksel tepkiler buna örnek. Duygusal korku ise daha kişisel. Birinin korktuğu şeyden başkası korkmayabilir.

Biyokimyasal tepki oluştuğunda beyin “savaş ya da kaç” mesajını verir. Bazılarında vücut  savaşmaya  bazılarında  ise kaçmaya hazırlanır. Biyokimyasal nitelikte bu tepki muhtemelen evrimsel gelişimle ilgili otomatik bir tepkidir. Hayatta kalmayı sağlar.

Duygusal tepki ve korku

Kişiden kişiye göre değişen bu sistem ilginç farklılıklar yaratır. Bazıları adrenalin sever; uç spor dallarından hoşlanır. Kimi de bu tür aşırılıkların düşüncesine bile tahammül edemez. Fiziksel tepki aynı olsa da, korkuyu değerlendirme durumu değişir.

Alışma ve korku

Benzer durumlara sürekli olarak maruz kalmak alışkanlık haline gelir. Olumlu ya da olumsuz herhangi bir davranış örüntüsünü sürekli tekrarlamak alışkanlığa dönüşür. Bu alışkanlığı değiştirmek için yerine başka bir örüntü koymak gerekir. Adrenalin içeren sporlara katılan kişileri düşünürsek, her defasında sürekli hazza maruz kalmak onların adrenaline bağımlı olmalarına neden olur. Bu zamanla alışkanlık halini alır.

Alışma bazı fobi tedavilerinde de yöntem olarak kullanılır. Kişi bir duruma sürekli maruz bırakılarak korku tepkisine alışmaya başlar. Korku giderek hafifler; kolay mücadele edilecek bir duyguya dönüşür.

Fobiler ve korku

Korku tepkisinin belirli bir nesneye ya da duruma karşı verilmesine fobi denir. Yılan korkusu, böcek korkusu ya da topluluk önünde konuşma korkusu buna örnek. Fobiler yorar, ancak terapi yöntemleriyle kolayca tedavi edilebilirler. Çünkü fobilerde korku, çoğunlukla önceki deneyimlerden öğrenilmiştir. O halde bu öğrenmeyi değiştirmek de öğrenilebilir.

Fobilerde ilaç tedavisi yerine çoğunlukla davranışçı terapiler kullanılır. Fobisi olan kişi, ortada tehdit olmadığını bile bile aşırı ölçüde korkar. Bu durumun mantıksızlığının farkındadır ama zamanla bu durum ‘’korkudan korkma’’ biçimine dönüşür.

Fobilerin tedavisi

Fobiler psikoloji literatüründe yer alan bilişsel – davranışçı terapi metodlarıyla tedavi edilir. Maruz bırakma, sistematik duyarsızlaştırma, taşırma yöntemleri buna örnek.

Sistematik duyarsızlaştırmada hasta aşama aşama uyaranla yüzleştirilir. Gitgide korkusu azalır. Taşırmada ise, hasta korktuğu nesneyle korkusu azalıncaya kadar yüzleştirilir. Bu gibi yöntemlerle birkaç kısa seansla bile gelişim sağlanabilir.

Korku eski ve köklü bir duygu. Ancak korkunun normal sınırın üstünde olduğu durumlarda tedavi edilmesi şart. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var: Sağlıklı miktarda korku hayatta kalmamızı sağlıyor. İlk çağlardan günümüze başka türlü nasıl gelebilirdik ki?