Kışın Çocuklarda Sık Görülen Döküntüler

Kış mevsiminde özellikle soğuk havalarda çocukların ciltlerinde döküntüler görülmesi çok normaldir. Özelikle mikroplara bağlı olarak gelişen pek çok döküntülü hastalık söz konusu olabilmektedir. Bunlardan bazıları damlacık enfeksiyonu bir başkası ise kızamık, suçiçeği ya da kızamıkçık gibi hastalıklardır.  Genellikle soğuk havaların da etkisi ile çok daha çabuk yayılan viral enfeksiyona bağlı hastalıklar çocuklarda deri döküntülerine neden olmaktadır. Kızıl hastalığı dışında pek çok hastalık viral yollarla bulaşan döküntülü hastalıklar arasında bulunmaktadır. Hastalıkların ortaya çıkışındaki belirtiler arasında genellikle yüksek ateş ve kas ağrıları görülmektedir. Çocuklarda görülen her kış hastalığının kendisine has bir karakteristik yapısı olduğundan döküntüler de ona göre değişmektedir. Girip hastalığına benzer belirtiler gösteren hastalıkların ilerleyen günlerinde döküntüler de başlar. Hekim muayenesinde kolaylıkla teşhis edilebilir olduklarından genellikle herhangi bir laboratuvar tahliline gerek kalmaz. Zaman zaman bu tip hastalıklar isilik hastalığı ile de karıştırılabilir hatta alerjik durumlar olduğu da zannedilebilir.

Suçiçeği geçiren bir çocukta genellikle saç derisinde yüz bölgesinde başlayan döküntüler tüm kol ve bacak bölgelerini de kapsar.  Deride kaşıntı da meydana geldiği için genellikle su çiçeğinden sonra kaşımaya bağlı olarak çukura benzeyen izler de kalabilir. Kızamık hastalığında ise genellikle kulakların arka bölgelerinde ve yüzde oluşan kızarık bir görüntü söz konusu olur. Daha sonra gövdeye de yayılan kabarıklıklar ve kızarıklıklar iyileşme sürecinde kabuklaşma eğilimi gösterir. Kızıl hastalığında ise cilt üzerinde çilek benzeri bir görünüm ortaya çıkar tüm deri üzerinde zımpara benzeri bir görüntü oluşur. Oldukça ağır geçen bir hastalıktır. Deride soyulmalar da görülebilir. Kızamıkçık hastalığı ise pembe renkteki lekeler halinde ciltte görülmeye başlar. Tüm gövdeye yayılan kızamıkçık tehlikeli olabilir. Dördüncü hastalık olarak bilinen bir başka türde ise deride kırmızı döküntüler görülebilmektedir. 

Çocuk deri döküntüsü

Yanlış Beslenme Deri Döküntülerini Tetikliyor

Cilt hastalıklarında özellikle döküntülü ve kaşıntılı olarak bilinen ürtiker gibi durumlar beslenmeye bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Halk arasında kurdeşen olarak da bilinen ürtiker hastalığında kişilerin bazı besinlere alerjik reaksiyon göstermeleri sonucunda deri üzerinde sıkıntılı durumlar yaşanabilmektedir. Özellikle besin alerjisi olanlar bu tip durumlara daha fazla maruz kalmaktadır. Aşırı stres ve heyecan durumları da deri döküntülerine neden olabilmektedir. Döküntülü bir hastalık söz konusu olduğunda kişilerin mutlaka beslenme alışkanlıklarına da dikkat etmeleri gerekmektedir. mutlaka yenilen besinlere bakmak gerekir ki döküntüler zaman zaman yediklerimizle direkt olarak doğru orantılı olduğundan hangi besinlerin döküntüleri tetiklediğini bilmek de son derece önemlidir. Yiyecek alerjilerinin öğrenilmesinin bir başka yolu da test yaptırmak olabilir. Pek çok besin sayılabilecek olan listede yumurta  ve içinde maya bulunan gıdalar döküntülere neden olabilen başlıca besinler arasında yer almaktadır. Süt ve şekerli yiyecekler ya da bazı kabuklu yemişler de döküntülü hastalıklara ve döküntü durumlarına neden olabilmektedir. Deniz mahsullerinin bazıları da yine hem ürtikeri hem de farklı döküntüleri tetiklemektedir. Döküntü şikayetlerine neden olan bir başka besin ise kurutulmuş meyvelerdir. Aynı zamanda içinde katkı maddesi bulunan besinler de döküntüye yol açabildiği gibi, tatlandırıcı ve gıda boyası gibi durumlar da aynı şekilde döküntüleri tetiklemektedir. Pek çok koruyucu madde hem sağlığı tehdit etmekte, hem de döküntüleri tetiklemektedir. Bitki zamkları a da vanilya, çikolata ve kahve de bilinen döküntü sebepleri arasında yer almaktadır. 

Döküntülü durumlar yaşandığı zaman mutlaka bir hekime görünmekte fayda vardır. Her döküntü bir hastalığa neden olmayacağı gibi bazı döküntüler de başka hastalıklardan kaynaklanabilmektedir ve bu gibi durumlarda mutlaka hekim tarafından uygulanan bir tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır.