Kabuslardan kurtulmanın yolu yok mu?

Pembe rüyalar ne denli güzelse kara kabuslar bir o kadar ürkütücü. Kabuslardan kurtulmanın yolu yok mu dersiniz?

Rüya ve kabus aynı şey değil gibi: biri mutlu beriki perişan eder. İnsanın uykusunda kocaman hamamböcekleriyle boğuşması ne kadar iç açıcı olabilir ki? Böyle bir durumda büyük ihtimalle uyku uzunca bir süre dönmemek üzere firar edecek, geceler bitmeyecek kadar uzayacaktır.

Kabuslara geçmeden önce uslu kardeşine, rüyalara dönelim. Uykunun REM denen hızlı göz hareketleri aşamasında hissettiğimiz duygulara, görsel – işitsel algılara rüya diyoruz.  Kabuslar da aynı mantıkla işliyor ama odak farklı: uç boyutta duygusal rahatsızlık söz konusu. 

Rüyalar ve kabuslar tarih boyunca insanlığın ilgisini çekmiş. Antik Yunan, Mısır ve Sümer gibi eski kültürlerin kalıntılarında rüyalara ve kabuslara dair metinler yer alıyor. Bu ilgi şaşırtıcı değil. Çünkü gizem günümüzde de sürüyor; rüyalarda ne olup bittiği halen meçhul. Bazıları rüyaların insan psikolojisi ve bilinçaltı için bir yol haritası olduğu görüşünde. Haksız sayılmazlar. Yapılan araştırmalar bunu doğruluyor. 

İnsan neden kabus görür?

Kabuslar genellikle çocukluk çağında başlıyor, 10 yaş sonrası azalıyor. Bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hem fizyolojik, hem de psikolojik gelişimin kabusları tetiklediği düşünülüyor. 

Her yaş grubunda kabuslara yol açan faktörlere bakalım:

Stres: Okulda, işte, trafikte veya evde fark etmiyor. Hemen her yerde stresle iç içeyiz. Gün içinde sorun yok. Ancak kafamızı yastığa koyar koymaz düşüncelere dalıyor, uzun süre uyuyamıyoruz. Nihayet uyuyunca da kabuslar başlıyor. Çünkü stres kabusların en bilinen davetçisi.

Travma: Büyük bir kaza, yaralanma ya da travmatik olaylar kabusları tetikleyebilir. Bu tür olaylardan sonra yaşanabilen post travmatik stres bozukluğu sorununun en büyük belirtisi, uzun süre tekrarlayan kabuslar.

Korkunç film ve kitaplar: Palyaçolar, hayaletler, ruh emiciler, canavarlar… Korku filmleri, gerilim kitapları bu tür öğelerle dolup taşıyor. Bunlar kabuslarımızın baş karakterlerine nasıl dönüşüyor dersiniz? .Bu soruyu yatmadan önce korku filmi izleyenlere sormak iyi bir fikir olabilir.  

Ateşli hastalıklar: Ateşler içinde yatan bir insanın çektiklerini kabuslar perçinler. Tam nedeni bilinmiyor ama yüksek ateş kabus görme riskini arttırıyor.

Geç saat atıştırmaları: Yatmadan önce ufak tefek atıştırmak tabii ki güzel. Ancak acısı fena çıkabilir. Normalde metabolizma uyurken yavaşlar. Geç yemek dengeyi bozar, kabus görmeye neden olur. 

İlaçlar: Bazı antidepresanlar, barbitüratlar, beta blokerler ve Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar kabusları tetikleyebilir.

Madde bağımlılığı: Uyuşturucular beyindeki tüm dengeyi altüst eder. Uyuşturucu bağımlıları için kabuslar neredeyse olağan. 

Kabus görmekten kurtulabilir miyim?

Kabus görmek tamamen normal bir durum. Ancak kabuslarınız uzun süre devam ediyorsa, sizi uykusuz bırakıyorsa, yaşamınızı baştan sona etkiliyorsa mutlaka profesyonel yardım almalısınız. Kabuslarınız sıradan boyutlardaysa evde uygulayacağınız basit yaşam tarzı değişiklikleriyle canavarları sonsuza dek karanlıklara yollayabilirsiniz. Sıralayalım:

Sıcak banyo: Kaslarınızı gevşetir. Stresinizi azaltır. Yatmadan önce küveti sıcak suyla doldurun ve kabuslarınızdan kurtulun.

Meditasyon: Stresin kabus görmeye neden olduğunu biliyoruz. Stresle mücadele için yoga, pilates veya farklı meditasyon yöntemleri denerseniz hem stresten hem de kabuslardan kurtulursunuz. 

Çocuklar için kabuslara karşı yöntemler var mı?

Olmaz mı? Hem de sürüyle. Çocuğunuzun kabus sorununu çözecek yöntemlere bakalım:

Rüyaları hakkında konuşun. Kabuslar çocuğunuzun psikolojisindeki sorunların işareti olabilir. Çocuğunuzla kabusları hakkında konuşun. Size kabuslarının hikayesini anlatmasını sağlayın. Ardından onu yatıştırıcı bir konuşma yapın. Bu rüyaların geçici olduğunu anlatın.

Odasını aydınlatın. Çocukların çoğu karanlıktan korkar, bu nedenle uykuya dalmada güçlük çekerler. Korkulu bir geçiş aşaması kabuslara neden olabilir. Çocuğunuzun odasına koyacağınız küçük bir gece lambasıyla sorunu çözebilirsiniz. 

Kapısını açık bırakın. Tıpkı karanlık mantığında olduğu gibi yalnız kalmak da çocuğunuz için korkutucu olabilir. Başına bir şey gelirse size ulaşamayacağını düşünebilir. Bu nedenle kapısını aralık bırakabilir, ona seslendiği anda yanında olacağınızı söyleyeilirsiniz.

Bekçi koyun. Onunla eğlenceli bir şekilde konuşun. Birlikte oyunlu, oyuncaklı çözümler geliştirmeyi deneyin. Örneğin odasına bir ayıcık koyun, bu ayıcığın onu koruyacağını söyleyin.