İnsan Beyninin Rüya Görmede Fonksiyonu

Rüya sırasında insan beyninin çalışma şekli üzerine birçok araştırma yapılıyor. Bu araştırmalarda, rüyalar nasıl oluşuyor, rüyaların gerçekleşme olasılığı var mı, rüyalardaki olaylar, simgeler, semboller gerçek yaşam için bir işaret olabilir mi ve benzeri birçok sorulara cevap aranıyor. Bunlara girmeden önce, ilginç olan birkaç rüya olayından bahsedelim.

Kanadalı Doktor Banting, diyabet hastalığının tedavi yöntemi üzerinde çalışıyordu. Araştırmalarında diyabetin insülin ile ilişkisini bulmuş ancak birleştirememişti. Banting bir gece rüyasında bu birleşimi görür ve tedavide insülini kullanır. Bu çalışması kendisine Nobel Ödülü getirir.

ABD başkanlarından Lincoln, ölümünden bir süre önce, bir arkadaşına rüyasında kendisinin bir suikaste kurban gideceğini gördüğünü söyler. Evinde kendi ölümüne ağlayan insanlar görmüş ve aralarında dolaşmış. Sonra bir odada kendi tabutunu görmüş ve oradakilere kim olduğunu sormuş. Tabutun başında nöbet tutan askerler başkan olduğunu söylemişler. Çok tuhaftır ancak Lincoln bir suikaste uğramış ve hayatını kaybetmiştir.

Bir başka örnek de Danimarka’lı fizikçi Bohr ile ilgilidir. Atom ile ilgilendiği sıralarda bir rüya görür Bohr. Rüyasında atomun çekirdeğinin etrafında dönen elektronları görmüş, aynı güneş sisteminde yörüngesinde dönen gezegenler gibi. Uyandığı zaman kafasındaki soruların cevapları hazırmış. Bu buluşu ona Nobel Ödülü kazandırmış.

Rüyalar her zaman bu netlikte ve bu kalitede değildir elbet. Ama bu örnekler, insan beyninin uyurken bile hatta rüya görürken bile nasıl etkili olduğunun götergesidir.

REM (Rapid Eye Movements, Hızlı Göz Hareketleri)

İnsanların, uyurken gözlerinde meydana gelen hareketlenmeler, 1953 yılında ilk olarak fark edilmiş. Bu anlarda görülen rüya ile insanların, işitsel ve görsel algı ve duyguları arasındaki ilişki, yani bir anlamda rüyaların biyolojik içeriği tamamen anlaşılmış değildir. Yine de bugün rüyaların, uykunun daha çok bu REM dönemlerinde görüldüğü kabul ediliyor. Normal 8 saatlik bir uyku döneminde 4-5 defa REM süreci izlenir. Uykunun başlarında bu süreçler çok kısa olmasına karşılık, uykunun son bölümlerinde 30 dakikaya kadar çıkabiliyor. Bir uyku döneminde toplam REM süresi ise 90-120 dakika arasında değişiyor.

REM anında göz kapakları kapalıdır ancak göz bebekleri sürekli hareket halindedir. Sanki bir olay yaşanıyormuş gibi göz bebekleri sürekli kıpırdar. Bu anlarda beyin üzerinde yapılan ölçümlerde beyin dalgalarının, uykunun diğer anlarından hatta uyanık olduğu anlardan farklı olduğu görülmüştür.

Rüyaların ruh tarafından mı yoksa beyin tarafından mı görüldüğü konusu da tartışılmıştır. Ancak ruh konusu metafizik bir konudur. Soyut bir kavramdır. Oysa beyin ölçülebilen ve izlenebilen bir organdır. Artık elde, rüya sırasında beynin işlediği yönünde daha somut veriler var. Beyinde rüya görülen anlarda teta dalgaları oluşuyor. Ölçümlemelerde bu dalgalar tesbit edildiği sırada denekler uyandırıldığında, deneklerin yüzde 80’i rüyalarını hatırladıklarını söylemiştir. Ancak derin uykularından uyandırılan deneklerin sadece yüzde 7’si rüyalarını anlatabilmiştir.

Sonuç

Rüyaları bilimsel olarak inceleyen bilim dalına oniroloji denir. Bilim adına bunca çalışmaya rağmen, hala rüyalar ile ilgili çeşitli varsayımlar üzerinde çalışamalar sürmektedir. Çünkü rüyaların tamamen beyin ile ilgili olup olmadığı, eğer beyin ile ilgiliyse beynin hangi kısmı ile kontrol altında tutulduğu, beyinde tek bir merkezin mi yoksa birden fazla merkezin mi rüya görmeyi sağlandığı ve rüyaların insan bedeni ve zihni ile nasıl bir iletişim içinde olduğu konuları netlik kazanmamıştır.

Sonuçta insan yaşamının ortalama 60 yılının yaklaşık 5 yılı, hatırlansın ya da hatırlanmasın rüyalar görmekle geçiyor. Ve daha uzunca bir süre rüyalar üzerindeki araştırmaların süreceği sanılıyor.

,