‘Üç adımda zayıflayın’

Acıbadem Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Güler, her vücut tipinin kendine ait şekil ve yapıda özellikleri bulunduğu vurgulayarak, “Tıpkı kar taneleri gibi insanlarında vücut, kas ve yağ oranları benzersiz bir şekilde farklılık göstermektedir. Bu sebepten rutinde uygulanan diyet yöntemleri her insan için aynı sonucu vermeyebilir. Aksine kötü sonuçlar doğurabilir.

Kendinize uygun en iyi diyeti seçebilmek için öncelikli yapılması gereken uzman kontrolü ile metabolizma hızının ölçülmesi ve tüm yapılan ölçümler sonrasında alınacak sonuçlar doğrultusunda bir diyet programı uygulanması gerekmektedir. Herkes için geçerli, uygulanabilen tek bir formül yoktur.

Açlığı tetikleyen glikoz içeren ürünlerden uzak durarak, insülin yükselmelerini azaltacak vitaminler ve meyveler tercih edilmelidir. Rafine karbonhidratlardan vazgeçip bunların yerine tam tahıllı ürünler, sebze tüketimi artırılmalı ve mineral, lif bakımından zengin ürünler tüketilmelidir.

Günlük 5 porsiyon sebze meyve yemeğe dikkat edilmesi de diyet programlarının vazgeçilmezleri arasında yer almalıdır. Sağlıklı protein tüketimi ile metabolizma desteklenmelidir. Haftada 2-3 kez kırmızı et, 2 kez balık, diğer günlerde beyaz et ve kuru baklagil olacak şekilde tüketim sağlanmalıdır.

Kolestrol sorunumuz yoksa her gün yumurta alınmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Kırmızı eti sadece tüketmek yeterli olmayabilir. Pişirme sürelerine ve şekillerine de dikkat edilmelidir. Eti asla yüksek ısıya maruz bırakmadan, yani yakmadan ızgara şeklinde, fırında veya haşlama olarak tüketilmesi besin değerlerini koruma aşamasında da fayda göstermektedir” ifadesini kullandı.

“BİLİNÇLİ YEMEK ALIŞKANLIĞI EDİNİLMELİ”

Güler, genellikle spor yapmayı sevmeyen hareketsiz bir toplum olduğumuzu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Kilo verebilmek ve kilo verdikten sonra koruyabilmek için doğru besinler seçilmesi gerekmektedir. Toplumumuzda sofra kültürü, uzun süre sofrada oturmaya, hatta ve hatta doymadan sofradan kalkılmamasını devam ettirmektedir. Bu sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmamız için en çok dikkat etmemiz gereken faktörlerin başında yer almaktadır.

Doymak için değil sağlıklı yaşamak için az ama sık doğru besinlerin tüketilmesi için uzun süren sofra sohbetlerinden olabildiğince uzak durmamız gerekmektedir. Sevilen gıdaların mecburi surette tüketilmesi gibi bir zorunluluk olmadığının bilincine sahip bireyler olmamız, sağlıklı yeme alışkanlığı edinmemizde büyük bir etkendir. 

Porsiyonların küçültülmesi dikkat edilmesi gereken bir konudur. Beyine tokluk sinyalleri 20 dakikada ulaşmaktadır. Makul bir hızda yemek yemek, midemize ve bağırsaklarımıza bu mesajları göndermek için zaman verir. Tüketilen gıdaların kalori oranlarının not edilmesi de neler yediğimizi kontrol etmemiz açısından yol gösterici niteliğe sahip olacaktır.

Örneğin şekerli gazoz ve meyveli meşrubatlar beslenme alışkanlığınızdan kolaylıkla çıkarabileceğiniz görünmez ama büyük ölçekte kalori kaybına neden olacak tüketimlerin başında yer almaktadır. Sabahları bir bardak meyve suyu içmek sizin için çok iyidir, ancak gün boyu birkaç bardak içmek yüzlerce fazla kalori ekleyebilir. Unutmayın, bir bardak portakal suyundan alacağınız kaloriyi almak için iki tam portakal yemeniz gerekir. Gazoz daha da kötüdür. Çünkü vücut için kaloriden başka bir şey ifade etmemektedir. Baştan çıkarıcı unsurları en aza indirin.

Çoğumuz rafta ya da buzdolabında dururken çikolata, kurabiye ya da diğer tatlı şeyleri görmezden gelmekte zorlanırız. Mümkün oldukça tüketilmemesi gereken grupların başında yer alan çikolata ve türevleri fazla kiloların en büyük sebeplerindendir. Ulaşılabilir noktalarda bulunmamaları en önemli caydırıcılardan biridir. Bunlar yerine bir şeyler atıştırmak istediğinizde elinizin altında salatalık ya da tam tahıllı diyet krakerler gibi düşük kalorili atıştırmalıklar vücudun anlık ihtiyaçları konusunda yardımcı olacaktır.”

“SAĞLIĞINIZ İÇİN HAREKETE GEÇİN”

“Fiziksel aktivite iki nedenden ötürü kilo kontrolü için elzemdir” diyen Güler şöyle devam etti:

“Birincisi yakılmadığı takdirde yağ olarak depolanacak kalorileri yakar ve kas dokusunu artırır ya da en azından kas dokusunu muhafaza eder. Minimum yarım saat yapılacak terlemeye yarayan sporlar, kilo kaybınıza yardımcı olacaktır.

Vücudumuzda 20 dakikadan sonra yağlar yanmaya başlamaktadır. Bundan dolayı 30 dakika ve üzeri yaptığımız spor, yağ yakmamıza yardımcı olacaktır. Ancak aktivitenizin yoğunluğu da önemlidir. 30 dakika spor yapamıyorum diye yapmamazlık yapmayın.

Sürekli olarak hareket halinde olmak oturmaktan iyidir. Kemiklere ve kendinizi iyi hissetmenize de iyi gelecektir. Ancak kısa süreli ve devamlılığı olmayan hareketlerin kalp, akciğer ve kan damarlarına pek faydası dokunmaz.

Açık havada ve uzun süren spor aktiviteleri oksijen kapasitesini ve yağ yakım hızını arttırır. Uyurken bile kaslarınız sürekli enerji kullanmaktadır. Fiziksel aktivite kas hücrelerini büyümeleri ve bölünmeleri için uyarır, kasların kuvvet ve boyut itibariyle büyümesine neden olur. Ne kadar çok kasınız varsa o kadar çok kalori yakarsınız, dinlenirken bile.”