Meme kanserine karşı "Akdeniz diyeti" önerisi

Antalya’da 23-27 Mart tarihlerinde düzenlenen "6. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi"nin başkanlığını yapan Demir, yaptığı açıklamada, kongrede tartışılan konuların başında meme kanserinin geldiğini söyledi.

Hastalığın hem Türkiye’de hem de dünya genelinde çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Gökhan Demir, "Türkiye’de meme kanserinin bir diğer önemi ise sıklığının giderek artması. Türkiye, genç meme kanserlerinin batı toplumuna oranla daha fazla görüldüğü bir ülke. Bu nedenle meme kanseri konusunda daha yoğun çalışmamız ve etkin araştırmalar yapmamız gerekiyor." dedi.

Prof. Dr. Demir, meme kanseri hücrelerinin üzerindeki "sihirli molekülü" tespit edene kadar bu hastalığın tedavisinde sadece kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi yöntemlerinin kullanıldığını belirtti.

Bu moleküle karşı yıllar önce hedefli bir tedavi, yani "akıllı molekül" geliştirildiğini anlatan Demir, "Bu yöntemi kullanmaya başladıktan sonra meme kanserinin seyri değişti. Kemoterapinin etkilerine yüzde 40’a varan katkı sağladı." diye konuştu.

"Çift mermiyle ateş"

Bunun ardından "Acaba tek mermi ile mi saldıralım, yoksa iki mermiyle mi bu molekülü vuralım" düşüncesiyle yeni çalışmalar yapıldığını söyleyen Gökhan Demir, hemen sonrasında "pertuzumab" denilen başka bir molekülün geliştirildiğini kaydetti.

Demir, "Görüldü ki düşmana tek mermi yerine iki mermiyle ateş ederseniz çok daha etkili kontrol sağlıyorsunuz. Bugün ‘pertuzumab’ artı ‘transtuzumab’ kombinasyonu ileri meme kanserinde dünyada standart olarak kullanılıyor. Türkiye’de de yakın zamanda kullanılmaya başlandı." şeklinde konuştu.

Meme kanseri, ameliyat edilemeyecek düzeyde olması durumunda yani tümör büyük ve üzerinde "hörtü" molekülü varsa iki mermiyle birlikte ateş edildiğinde tümörün inanılmaz derece küçültülebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Demir, bu konunun hedefli tedaviler açısından dünyadaki en önemli gelişmelerden olduğunu bildirdi.

"Nedeni yüzde 100 belli değil"

Türkiye’de kadınlarda meme kanserinin en sık görülen tümör olduğuna işaret eden Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meme kanseri, Türkiye’deki tüm kadın kanserlerinin yaklaşık 4’te 1’ini oluşturuyor. Batı’da meme kanserinin ortalama görülme yaşı 50’nin, hatta 60’ın üzerinde ancak Türkiye’de 40 yaş altı meme kanseri oranı Batı’ya göre yüzde 7-8 oranında daha yüksek. Bunun nedeniyle ilgili değişik spekülasyonlar var. Nedeninin yüzde 100 olarak ortaya konulduğu bir çalışma yok. Ancak, biliyoruz ki Akdenizli kadınlar daha erken yaşta adet görmeye başlıyor ve daha uzun yıllar bunun etkisine maruz kalıyor. Bu nedenle meme kanserinin ortaya çıkma yaşı daha erkene inmiş olabilir. Bu kesin olarak kanıtlanmış bir bilgi değil."

Kanserden korunma yolları

Meme kanserine yakalanmamak için ideal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı beslenilmesi gerektiğini anlatan Gökhan Demir, özellikle sigara ile alkolden uzak durulması tavsiyesinde bulundu.

Diyetin önemine de değinen Prof. Dr. Demir, "Türkiye bu anlamında şanslı bir coğrafyada yer alıyor. Kanserden koruyucu diyet olarak önerdiğimiz, Akdeniz diyeti. Meme kanserinden korunmak için bol miktarda meyve, sebze, zeytin yağlı yiyecekler ile balık tüketilmesi gerekiyor." dedi.

Kanserden korunmak için düzenli egzersizin önemini anlatan Demir, şöyle devam etti:

"Mutlaka diyetle birlikte egzersiz de yapılmalı. Aşırı kilo kanseri çağıran bir durum. Özellikle meme kanseri, prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri risklerini arttırıyor. Türk toplumunda maalesef son yıllarda aşırı kilolu olmaya doğru bir eğilim var. Kanser riskini artırmamak için obeziteden kurtulmak şart."

Gökhan Demir, "Beyaz şekeri az tüketin, salamura gibi çok tuzlanmış gıdalardan uzak durun, işlenmiş sentetik konserve gıdaları tercih etmeyin ve aşırı derecede hayvansal yağ tüketmeyin" uyarısında bulundu.