"Kimyasallar, balıkların hormonal sistemini bozuyor"

Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayhan Filazi, kullanılan kozmetik, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin içindeki kimyasal maddelerin bir kısmının deriden emildiğini, büyük kısmının ise yıkanma sonucu kanalizasyona, oradan da akarsulara, göllere, denizlere ulaştığını belirterek, "Bu kimyasallar, balıkların hormonal sistemini bozmakta, beden büyüklüğünü, vücut ağırlığını da değiştirmektedir." dedi.

Bursa’da düzenlenen 5. Ulusal Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Kongresi’nde "Kişisel Bakım Ürünlerinin Sucul Canlılar Üzerinde Olumsuz Etkileri" başlıklı bildiri sunan Filazi, yaptığı açıklamada, market raflarındaki ürünlerde yer alan ve günlük hayatta birçoğu ile temas edilen yaklaşık 84 bin kimyasal madde bulunduğunu söyledi.

Bu kimyasallardan, zararlı etkileri olup olmadığı konusunda çalışma yapılanların oranının yüzde 1’den az olduğunu savunan Filazi, erkek ve kadınların, sabun, şampuan, diş macunu, güneş koruyucu, deodorant, traş ve saç bakım ürünleri kullanırken bu kimyasallarla doğrudan ve dolaylı temasının olduğunu belirtti. Kullanılan kozmetik, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin içindeki kimyasal maddelerin bir kısmının deriden emildiğini, büyük kısmının ise yıkanma sonucu kanalizasyona karıştığını anlatan Filazi, kanalizasyona karışan bu maddelerin akarsulara, göllere, denizlere ulaştığını aktardı.

Suya karışan kimyasalların akarsu, göl ve denizlerde yaşayan su canlılarının yapısına girdiğini, yenilebilir su ürünlerine bulaşan bu kirliliğin, onları tüketen insanların vücuduna geçtiğini dile getiren Filazi, "Böylece insan vücudunda biriken kimyasal miktarı balıklardakinden çok daha yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Bu kimyasallar, balıkların hormonal sistemini bozmakta, beden büyüklüğünü, vücut ağırlığını da değiştirmektedir. Kişisel bakım ürünlerinde bulunan bu kimyasalların bazıları erkek balıklarda sperm miktarını ve kalitesini bozmaktadır. Normalde dengeli olan dişi-erkek oranını dişi lehine değiştirmektedir." diye konuştu.

Küçük balıkla beslenen büyük balıklarda kimyasal daha fazla

Filazi, akarsu, deniz ve göllerden alınan balıklarla yapılan çalışmalarda bu kimyasalların pek çoğuna farklı miktarlarda rastlandığını belirterek, şunları söyledi:

"Göllerden yakalanan balıklarda bu maddelerin bazılarının miktarlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Örneğin Almanya ve Danimarka göllerinden avlanan balıklarda insanların kişisel bakım ürünlerinde kullanılan misk bileşiklerinin yüksek seviyelerde bulunabildiği gösterilmiştir. Bazı kimyasallar (miskler, antibiyotikler ve güneş koruyucular gibi) kıyıya yakın yaşayan deniz balıklarında daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Açık deniz balıklarında ise daha az olmakla birlikte yine de bu türden kimyasallara rastlandığı belirtilmektedir. Kimyasallar balıkların vücudunda biriktiği için özellikle avcı balıkların vücudundaki kimyasal miktarı görece daha fazla olmaktadır. Yani küçük su canlılarında daha az düzeyde bulunan bu türden kimyasal maddeler, bu türden balıklarla beslenen daha büyük balıklarda daha yüksek düzeylere çıkmaktadır."

Prof. Dr. Filazi, bu türden balıkları yiyen insanların vücuduna giren kimyasalların pek çok zararlı etkisi olabildiğini sözlerine ekledi.