"Kanserin çaresi kaplumbağa kanında aranmamalı"

Akademik Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Rüçhan Uslu, kanser tedavisinde kaplumbağa kanı içmeye kadar varan, bilimselliği olmayan yöntemlere başvurulduğunu belirterek "İnternette okuduğunuz, komşunuzdan duyduğunuz bilgilerle hareket etmeyiniz. Tıbbi tedaviden kaçarak o hastalığın tedavisini bulmuş olamayız, dolayısıyla akıllı davranacağız" uyarısını dile getirdi.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uslu, yaptığı açıklamada, 1-7 Nisan tarihlerindeki Kanser Haftası’nda tedavi konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediklerini belirtti.

Öncelikli hedeflerinin kanser hastalarını bilimsel tedavilere yöneltmek olduğunu bildiren Uslu, internette bazı haberlere aldanan kişilerin hiçbir bilimsel yanı olmayan alternatif tedavilere yöneldiğine dikkati çekti.

Kanser hastalarına, uzman doktor görüşü doğrultusunda cerrahi, radyoterapi, kemotarepi, immünoterapi gibi bilimselliği kanıtlanmış tedavi yöntemlerinden yararlanmaları önerisinde bulunan Prof. Uslu, şöyle konuştu:

"Bazı kanser hastalarının hiçbir bilimselliği olmayan, fayda yerine zarar veren yöntemler uyguladığını görüyoruz. Bu yöntemler kaplumbağa kanı içmeye kadar varıyor. Çeşitli otlar, şifalı olduğu iddia edilen sular, birtakım baharatlar, ölümsüzlük mantarı kullananlar var. Hasta tedaviden kaçıp alternatif yöntemlere yönelebiliyor ve çok daha ağır durumda karşımıza gelebiliyor."

Prof. Uslu, söz konusu yöntemlerin bir çeşit "intihar" olduğunu vurgulayarak, "İnternette okuduğunuz, komşunuzdan duyduğunuz bilgilerle hareket etmeyiniz. Tıbbi tedaviden kaçarak o hastalığın tedavisini bulmuş olamayız, dolayısıyla akıllı davranacağız." diye konuştu.

Kanser hastalarının bu çeşit alternatif yöntemler yerine gıda takviyesine yönelebileceğini aktaran Uslu, gıda takviyelerinin de kabızlık gibi bazı yan etkileri gidermede etkili olabileceğini, hastalığı tedavi edemeyeceğini söyledi.

Klinik çalışmalara çağrı

Prof. Uslu, kanser tedavisi sırasında rastlanan yan etkileri yok etmek, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek için bilimsel çalışmaların sürdüğünü hatırlattı.

Tümör üzerinde etkili ya da bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar geliştirildiğini ifade eden Rüçhan Uslu, şu bilgileri verdi:

"Tümörün tanınmasını sağlayan işlemler, teknolojiler ortaya çıkmaya başladı. Hatta tümör aşıları da bizim silahlarımız arasına girdi. Biz artık kanser hastalığını tamamen yok etmemiz, savaşmamız gereken bir hastalık olarak kabul etmiyoruz. Aynı diyabet ve kalp hastaları gibi kanser hastalarını da hastalık ile yaşatmayı sağlayabiliriz. 10 yıl önce yaşaması mümkün olmayan hastalar, bu ilaçlarla yaşamlarına son derece rahat devam edebiliyor."

Klinik çalışmaların yeni ilaçlar konusunda büyük önem taşıdığına dikkati çeken Prof. Uslu, hastaların son derece etkili yeni ilaçlara ulaşmasının tek yolunun da klinik çalışmalara katılmaktan geçtiğini söyledi.

Türkiye’deki 10 merkezde klinik çalışmaların sürdüğünü anlatan Uslu, "Yasalar izin verdiği sürece klinik çalışmalara katılmak gerekiyor. Klinik çalışmalar daha çok akıllı ilaçlar, tümör aşıları olabiliyor ancak hastalarımız ‘Biz kobay mıyız, üzerimizde ilaç deniyorlar’ yargısıyla çalışmalara katılmıyor. Oysa şunu unutmamak gerekir ki klinik çalışmaların en çok yapıldığı ülkeler en gelişmiş ülkeler." ifadelerini kullandı.

Klinik çalışmalara katılmak üzere Türkiye’ye yurt dışından hastaların geldiğini bildiren Prof. Uslu, şunları kaydetti:

"Bir ülkede klinik çalışmaların yapılması gelişmişlik düzeyini gösterir. Ülkemizdeki çalışmalara katılmak için Türk Cumhuriyetlerinden, Irak’tan, İran’dan, Balkan ülkelerinden gelenler var. Bunun çok önemli bir fırsat olduğunu onkoloji hastalarının unutmaması gerekir. Klinik çalışmaların çoğu yaygın kanser türleri üzerinde gerçekleştiriliyor, akciğer, meme, pankreas kanserleri gibi. Bu çalışmalara katılmak onkoloji hastaları için bir şans olabilir." AA