‘Kanser vakaları artık çok daha kolay tespit ediliyor’

Akın, ABD’de ve Türkiye’de en çok görülen kanser türleri ve tedavileri hakkında açıklamalarda bulundu.
 
Kanser vakalarının 30 sene öncesine göre daha çok olmasını teşhis ve tetkik yöntemlerindeki gelişmelerle açıklayan Akın, “Bunları görüntüleme veya tetkik etme yöntemleri çok gelişti. Dolayısıyla bu kanserleri artık erken yakalıyoruz.” şeklinde konuştu.
 
Akın, "Şimdi kanser hem daha çok teşhis ediliyor hem de insanların yaşam süreleri arttı. O yüzden de bu kanserleri teşhis edecek daha çok vaktimiz var. Bu yüzden de kanserin arttığı yönünde bir algı olabiliyor.” ifadesini kullandı.
 
Akın, tıp alanındaki teknolojik ilerlemenin sonucunda kanser teşhislerinin artmasının yanı sıra atmosfer incelmesi sonucu güneşin zararlı ışınlarından zarar gören insanların sayısının arttığını, bu sebepten dolayı da "melanoma" gibi bazı kanser çeşitlerinin artış gösterdiğini belirtti.
 
ABD ve Türkiye’de en sık görülen türler
 
ABD’de en çok görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu, bunu kolon, prostat ve meme kanserinin takip ettiğini söyleyen Akın, “Hangisinin en çok görüldüğünden çok hangisinin daha ölümcül olduğuna önem veriyoruz. Aslında bütün ülkelerde en çok görülen kanser tipi cilt kanseridir fakat önlem alındığı takdirde geçen bir kanser. En çok görülen kanser, en çok öldürücü kanser demek değildir” dedi.
 
Türkiye’de de durumun benzer olduğuna dikkati çeken Akın, Türkiye’de sigara kullanımının çok fazla olduğunu ve buna ilişkin olarak da akciğer kanserinin çok yoğun olarak görüldüğüne işaret etti. Akın, akciğer kanserinin arkasından ise özellikle erkeklerde prostat, kadınlarda ise meme kanserine sıkça rastlandığını kaydetti. Akın, bu kanser türlerinin son derece ölümcül olduğunu ve yoğun bir şekilde görüldüğüne vurguladı.
 
Kansere karşı önlemler
 
Kanser çeşitlerinin çevresel faktörlerden yoğun bir şekilde etkilendiğine, bu yüzden kişinin çevresindeki kanserojen maddelerin farkında olması gerektiğine değinen Akın, bunlar hakkında bilgi sahibi olunması ve mümkün olduğu kadar bunların günlük yaşamdan çıkartılması konusunda uyarıda bulundu.
 
Akın, “Besinlerimizi olduğu kadar organik tüketmek gerekiyor. Ama tam anlamıyla organik. Üzerinde ‘organik’ veya ‘doğal’ yazıyor diye bir besin organik değildir. Devletin veya teşkilatların organik gıdalarla ilgili bazı kuralları var. Bunlara uyulması gerek” ifadesini kullandı.
 
Kanserden korunmak için mümkün olduğu kadar sigara, alkol gibi maddelerden kaçınılması ve vücudun güneş ışınlarından korunması gerektiğini vurgulayan Akın, şunları kaydetti:
 
“Devletlerin yapabileceği şeyler de var. Özellikle gıda alanında çok iyi denetlemeler yapıp ürünlerin içerisinden atık veya koruyucu maddeleri mümkün olduğu kadar kaldırmak önemli. Koruyucu madde kullanılarak bir ürünün rafta durma süresi uzatılmaktadır fakat bu konuda önlemler alınmalıdır. Bundan kazanacağınız artılara, bir de sağlık konusundaki harcama kaybına bakın. Bu şekilde bir denetim yapılırsa kazanç aslında kayıplardan çok daha fazla olacaktır.”
 
Kansere karşı egzersizin de önemine işaret eden Akın, “Egzersiz sonucunda vücut bağışıklığı artıyor ve vücut daha kuvvetli olduğu için vücudun kansere karşı dayanıklılığı da artıyor. Bir kişinin bünyesi sağlamsa bu kanserin kontrolsüz bölünmesi kendi kendine kilitlenebiliyor. Onun için kanser olacağı varsa da tam olmuyor” dedi.
 
Kansere karşı çalışmalar
 
Esma Akın, genetik yatkınlık konusunda ise ABD’den bir örnek verdi. Amerika’da özellikle ailesinde kolon kanseri görülen kişilerin düzenli kontrole tabi tutulduğunu belirten Akın, ayrıca 50 yaşından sonra herkesin kolon kanseri taramasından geçmesi gerektiğini söyledi.
 
Kanser araştırmaları hakkında konuşurken de kansere karşı daha bilinçli adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Akın, “Başınızı kuma gömerseniz hiç kimse size yardım edemez. İnsanlar bu konuya daha bilinçli yaklaşmalılar.” diye konuştu.
 
Akın, genetik olarak her insanın vücudunda "kansere yol açabilen kontrolsüz üreme mekanizmasının kanser kapısı açılmadan kapatılması" gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
 
“İnsan vücudu şifrelerle dolu. Bu şifreleri çözmeye çalışıyoruz. Mesela Türkiye’de karaciğer kanserlerinin içine kadar girerek, radyoaktif canlı boncuklar koyarak, kanseri besleyen damara bunları koyarak kanseri içeriden öldürüyoruz. Bunları da yapıyoruz tabii ama esas önemli olan bölünmeyi durdurabilmek. Bu da tamamen genetik şifrede gizli. Bu çalışmalardan henüz bir sonuç alınmadı. Ama en azından şu anda kanserlerin nasıl ortaya çıktığını bulmaya başladık.”
 
Akın, kansere karşı cevabın her insanın kendi DNA’sında aranacağını ve sadece anne babadan geçmiş genlerde sınırlı kalınmayacağını anlattı.
 
Bu konuda sonuca varmak için daha çok katedilecek yol olduğu değerlendirmesinde bulunan Akın, “Tedaviler daha etkili oldukça nedene yönelik çözümler de daha hızlı ilerleyecek. Ama şu anda insanların ölmesini önlemeye çalışıyoruz” dedi.
 
Akın, Türkiye’de de bu alanda çalışmalar yapıldığını fakat “beyin göçü sebebiyle” birçok önemli ismin daha fazla ekonomik destek aldığı için çalışmalarını yurt dışında yaptığını ifade etti. AA