Kalp krizi sonrası kadınların yüzde 26’sı yaşamını yitiriyor

Tromboz Hastalıklarına Karşı Akdeniz ve Avrupa Birliği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, kanın atardamar ya da toplardamar içinde ya da bir organda pıhtılaşmasının, ölümle sonuçlanabilen sağlık sorunu olduğunu söyledi.
 
Demir, bu durumun "trombotik hastalıklar" olarak tanımlandığını ifade ederek, kalp krizi ve inmeye yol açan damarlarda tıkanmanın da bu grup hastalıklar içinde yer aldığını dile getirdi. Bu rahatsızlıklar içerisinde en sık kalp krizinin görüldüğünü vurgulayan Demir, şunları söyledi:
 
"Kadınların kalp ve damar anatomisi farklı olduğu için kadınlarda ortaya çıkan kriz, daha tehlikeli olmaktadır. Çünkü, kadınların damarları daha ince ve daha dardır. Kadınlarda östrojen hormonu, damarı korur ve damar kasının çoğalmasını engeller, damarın gevşemesini sağlayan maddelerin salınımını arttırır. Bu nedenle kalp krizi sıklığı, 55 yaşından sonra kadınlarda hormon kaybı olduğu için artar. Genellikle kadınlar, belirtilerin farkında değil ve rahatsızlıklarını fark edip hastaneye başvurduklarında müdahale için geç kalmaktadır."
 
ABD’de yapılan araştırma sonucuna göre, ilk kalp krizi sonrası kadınların yüzde 26’sının yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Demir, "Aynı nedenle hastaneye başvuran erkeklerin ise yaklaşık yüzde 19’u vefat etmektedir. İlk kalp krizi atağından sonraki ilk 5 sene içinde bile ölüm oranı, kadınlarda yüzde 47, erkeklerde yüzde 36’dır." dedi.
 
Kadınların hastanede kalış sürelerinin de erkeklere oranla daha uzun ve kanama riskinin daha yüksek olduğunu aktaran Demir, taburcu edilen kadın hastaların yüzde 30’unun ilk 30 gün içinde tekrar hastaneye başvurduğunu dile getirdi.
 
Kadınlar, belirtilerin farkına varmıyor
 
Kalp krizi belirtilerinin erkek ve kadında farklı olduğuna işaret eden Demir, erkeklerde göğüste, kolun sol tarafında ve boğazda ağrı görüldüğünü anlattı. Demir, kadınlarda ise benzer belirtilerin yanı sıra göğüsteki ağrının çok daha yaygın ve ağır olduğuna işaret ederek, "Kadınlar, doğum gibi nedenlerden ötürü erkeklere kıyasla ağrıya daha alışık olduğundan kalp krizini anlamamaktadır." diye konuştu.
 
Kadınların çoğu zaman hissettikleri ağrıyı strese ya da kaygıya bağladıklarını belirten Demir, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Kadınların çoğu, rahatsızlık hissini ‘Çocuklarımı, eşimi, evin sıkıntılarını düşünüyorum’ şeklinde yorumluyor. Bunun kalp krizi olabileceğini düşünmüyorlar. Oysa ki kalp krizi tedavisinde en önemli şey, ağrı başladıktan sonraki ilk iki saat içerisinde müdahale yapılmasıdır. Kadınlarda göğüs ağrısı çok ayırıcı olmadığı için, kritik iki saat geçiyor ve tedavi şansı olmuyor. Belirtiler başladıktan sonra erkekler yaklaşık 15 saat gecikme ile hastaneye başvururken, kadınlar ortalama 53 saat sonra başvuruda bulunuyor. Kadınlarda hem komplikasyon hem de ölüm oranının yüksek olmasının ana nedeni bu girişimleri için zamanın geçmiş olmasıdır."
 
Demir, kalp krizinden korunmak için kadınlara, diyetlerine dikkat etmeleri, sigara içmemeleri, egzersiz yapmaları, şekeri hayatlarından çıkarmaları, sebze-meyve ağırlıklı beslenmeleri ve zeytinyağı tüketmeleri önerisinde bulundu.