Gençlerin "kan bağışı" duyarlılığı artıyor

Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, "Türkiye’de gençler hızla artan bir şekilde kan bağışçısı oluyor. Üniversitelilerden geçen yıl 200 bin üniteye yakın kan bağışı aldık. Bu toplam bağışın yüzde 10’u civarında. Bu duyarlılık her yıl daha çok artıyor." dedi.
 
Kınık, kan bağışının bir başkasının yaşaması için "olmazsa olmaz" bir öneme sahip olduğunu belirterek, herkesin bağış konusunda duyarlı olması gerektiğini söyledi.
 
Avrupa’da nüfusun yaklaşık yüzde 5’inin gönüllü ve düzenli kan bağışı yaptığını ifade eden Kerem Kınık, "Türkiye’de bu oran yaklaşık yüzde 4 civarlarında. Avrupa’da kadınların kan bağış oranı yüzde 25’ler civarında. Biz de ise henüz yüzde 13 dolayında. Bu oran bir önceki yıl yüzde 9 oldu" ifadesini kullandı.
 
Kan bağışçıları içinde gençlerin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Kınık, "Türkiye’de gençler hızla artan bir şekilde kan bağışçısı oluyor. Üniversitelilerden geçen yıl 200 bin üniteye yakın kan bağışı aldık. Bu toplam bağışın yüzde 10’u civarında. Bu duyarlılık her yıl daha çok artıyor." diye konuştu.
 
Bu bilincin artırılmasıyla çocuk ve gençlerin gelecek yıllarda düzenli kan bağışçısı olacağını dile getiren Kerem Kınık, bunun için eğitim-öğretim çağındaki kazanımların çok önemli olduğuna dikkati çekti.
 
En çok kan bağışını erkekler yapıyor
 
Genel Başkan Kınık, "Verilere göre, 2015 yılında en çok kanı gençler verdi. Bağışlanan kanın yüzde 36’sını 18-25 yaşındakiler, yüzde 25’ini ise 26-35 yaşındakiler verdi. Onları, yüzde 22 ile 36-45, yüzde 13 ile 46-55 ve yüzde 4 ile 56-65 yaş aralığındaki bağışçılar izledi" bilgisini paylaştı.
 
Geçen yıl bağışlanan kanın yüzde 1’inin okuma yazma bilmeyenler, yüzde 31’inin ilköğretim, yüzde 31’inin lise, yüzde 34’ünün lisans, yüzde 3’ünün ise yüksek lisans mezunlarınca verildiğini anlatan Kınık, erkeklerin yüzde 87, kadınların ise 13 oranında kan bağışında bulunduğunu söyledi.
 
Mesleki dağılım
 
Meslek dağılımına göre kan bağışında bulunanlarla ilgili bilgi de aktaran Kerem Kınık, kan verenlerin yüzde 63’ünün öğrenci, memur, serbest çalışan, yüzde 30’unun emekli, işçi, esnaf, yüzde 4’ünün ev hanımı ve işsiz, yüzde 2’sinin mimar, mühendis, yüzde 1’inin ise akademisyen, avukat, doktor, hakim olduğunu kaydetti.
 
Modern kan bankacılığı
 
İlk kan merkezlerinin Ankara ve İstanbul’da olmak üzere 1957 yılında kurulduğunu anımsatan Kınık, ülkenin kan gereksiniminin büyük bölümünün kurumlarınca karşılandığını dile getirdi.
 
Sağlık Bakanlığının denetimi altında, 2005 yılında başlatılan "Güvenli Kan Temini Programı"nın devam ettiğini ifade eden Kerem Kınık, bu program dahilinde modern kan bankacılığının gerektirdiği tüm uygulamaların araştırıldığını ve titizlikle yerine getirildiğini vurguladı.
 
Türk Kızılayının kan merkezleri ve kan alma birimlerinin, çağın gerektirdiği teknolojik altyapı ile güçlendirildiğini ve yetişmiş insan kaynağına da ciddi yatırım yapıldığını anlatan Kınık, söz konusu program öncesinde, gelişmiş ülkelerdeki gibi kan bankacılığı ile ilgili merkezi bir yapı bulunmadığına dikkati çekti.
 
"Veri tabanı oluşturuldu"
 
Genel Başkan Kınık, şunları kaydetti:
 
"Kanlar daha çok hastane, kan istasyonları tarafından toplanıyor ve takas kan bağışları ile hasta yakınlarından sağlanmakta ve kan ihtiyacı olanlar büyük çoğunlukla kan simsarlarının ağına düşüyordu. Takas kan toplamanın en büyük riski ise hastalık bulaşma riski, düzenli ve gönüllü kan bağışçılığı sistemine göre katbekat fazla oluyordu. Bunun yanında kan bankacılığı ile ilgili sağlam bir takip ve denetim mekanizması bulunmadığı için 2005 yılı öncesine dair kan nakli yoluyla hastalık bulaşmasına ilişkin sağlıklı veri bulunmamaktadır."
 
Programın başladığı 2005 yılından 2011’e kadar geçen 6 yıllık süre içinde "Bölgesel Kan Bankacılığı" sistemine geçildiğini bildiren Kerem Kınık, yaklaşık 6,5 milyon kan bağışçısının bulunduğu bir veri tabanı oluşturulduğunu ifade etti.
 
Bilgisayarlı otomasyon ile tüm kan bankacılığı süreçlerinin izlenebilir hale geldiğini vurgulayan Kınık, "Ülke genelindeki tüm hastanelere hizmet ulaştırılır hale gelinmiştir. Bugün bazı üniversite hastaneleri ile özel hastanelerin haricindeki tüm hastanelerin ihtiyacı Türk Kızılayı tarafından karşılanmaktadır." şeklinde konuştu.
 
Güvenli Kan Temini Programı’nın temel hedeflerinden birinin, kanın gönüllü, sürekli ve bilinçli bağışçılardan elde edilmesi olduğuna işaret eden Kerem Kınık, toplumun gönüllü ve sürekli kan bağışında bulunmaya teşvik edilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.
 
"Tam kan uygulaması terk edildi"
 
Güvenli kan bağışı sağlamak için başlatılan çalışmalar kapsamında, "tam kan" uygulamasının bırakıldığını ve kanın bileşenlerine ayrıştırılması için kan merkezleri ve kan istasyonlarında teknik altyapının hazırlandığını aktaran Kınık, şöyle devam etti:
 
"Tam kan olarak alınan kanın bileşenlerine ayrılarak kullanılması, hem hasta güvenliği hem de verimlilik açısından son derece önem taşımaktadır. Güvenli Kan Temini Programı kapsamında, bölgesel kan bankacılığı sistemine geçildi, fiziki ve teknik altyapı çağdaş düzeye getirildi, hizmetler yaygınlaştırıldı, kalite yönetimi gerçekleştirildi, Kan Bankacılığı Bilgi Yönetim Sistemi kuruldu, kan bağışçısı kazanım programları uygulamaya geçirildi, plazma bileşenlerinde fraksinasyon sanayinde kullanılabilecek kaliteye erişildi.
 
Kan bağışları 2015 yılında geçen yıla oranla yüzde 4, proje başlangıcına göre ise yüzde 466 artırıldı. Kan bağışı kampanyaları ile görünürlük artırıldı. Türkiye’nin dört bir yanında kan bağış organizasyonları gerçekleştirildi. Kan bağışı konusunda toplumda farkındalık oluşturuldu."
 
Genel Başkan Kınık, Türkiye’nin bir yıllık kan ihtiyacının 2,5 milyon ünitenin üzerinde olduğunu ifade ederek, "Her geçen gün kana olan ihtiyaç artıyor. Türk Kızılayı, programın başladığı 2005 yılında 300 binli rakamlarda kan bağışı alabilirken, bu rakam 2015 yılı sonu itibariyle 1 milyon 937 bin 932 üniteye ulaşmıştır. Planlamalarımız ve çalışmalarımız, önümüzdeki birkaç yıl içinde ülkemizin yıllık toplam kan ihtiyacının tamamını, gönüllü bağışlardan sağlama yönündedir" diye konuştu.
 
"Barkod sistemi zorunlu hale getirildi"
 
Türkiye genelinde bağışçıdan alınan kanın takibinin yapılabilmesi için ise Türk Kızılayının Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğuna işaret eden Kerem Kınık, bu kapsamda barkod sisteminin tüm kan bağışlarında zorunlu hale getirildiğini bildirdi.
 
Kınık, "Kızılay, 17 Bölge Kan Bağışı Merkezi, 65 Kan Bağışı Merkezi, 35 Kan Alma Birimi ile üniversite hastaneleri ve özel hastaneler de bu sistem içerisinde kan bağışı almaktadır" bilgisini verdi.
 
Öte yandan Kınık, ilik nakli ve kök hücre tedavisi bekleyen hastalar için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı arasında 2013’ün Kasım ayında imzalanan anlaşma ile "Kök Hücre Projesi"ne başlandığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
 
"2015 yıl sonu itibarıyla TÜRKÖK Projesi kapsamında toplam 100 bin gönüllü Kök Hücre Bağışçısı kaydı oluşturuldu. 2016 yılı için 80 bin kök hücre bağışçısı kazanımı hedeflenmiştir. İnsan plazması hammadde olarak kullanılarak, birçok hastalığın tedavisinde kullanılacak plazma ürünleri elde edilmesine ilişkin projenin hazırlık çalışmaları devam ediyor. Plazma ürünlerinin üretilebilmesine ilişkin çalışmaların hayata geçirilmesi neticesinde yerli üretimin gerçekleştirilmesi ve hatta ihraç edilmesi mümkün olacak." AA