Antibiyotik kullanımı tehlikeli boyutlarda

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, antibiyotik direncinin tüm dünyada tehlikeli seviyelere yükseldiğini belirterek, "Bu durum her geçen gün tedavi yetimizi kısıtlayan yeni direnç mekanizmalarının da ortaya çıkmasına yol açarken, enfeksiyonlara bağlı ölüm riskine de neden olabiliyor." dedi.
 
Köksal, antibiyotiklerin dünyada ve Türkiye’de en fazla tüketilen ilaçlar arasında yer aldığını ifade ederek, dünya genelinde antibiyotik tüketiminin son 15 yılda yüzde 36’lık bir artış gösterdiğini kaydetti.
 
Antibiyotiklerin pek çok ülkede reçetesiz satılabilmesinin yanı sıra tedavi ve profilaksi kılavuzlarına da uyulmadan kullanıldığını aktaran Köksal, "Sonuçta da hem hekimlerce fazla reçete edilmekte hem de toplumda aşırı kullanılmaktadır." diye konuştu.
 
Köksal, antibiyotiğin yanlış kullanımı sonucu bazı risklerin ortaya çıktığını anlatarak, şöyle devam etti:
 
"Ortaya çıkan antibiyotik direnci bugün dünya çapında en önemli sağlık tehditlerinden birisidir. Antibiyotik direnci tüm dünyada tehlikeli seviyelere yükselmiş durumda. Bu durum her geçen gün tedavi yetimizi kısıtlayan yeni direnç mekanizmalarının da ortaya çıkmasına yol açarken, enfeksiyonlara bağlı ölüm riskine de neden olabiliyor. Hastane enfeksiyonlarında hatta toplumda yaygın görülen enfeksiyonlarda dahi dirençli mikroorganizmalar karşımıza çıkmaktadır. Dirençli bakterilerle gelişen enfeksiyonlarda tedavi daha güç, bazen imkansız hale gelirken, hastanede yatış süreleri daha da uzamakta, maliyeti ve en önemlisi de ölüm oranları yükselmektedir."
 
"Acil önlem alınmazsa antibiyotik sonrası çağa geçilecek"
 
Köksal, Amerika’da her yıl 23 bin kişinin antibiyotik dirençli enfeksiyonlardan hayatını kaybettiğini vurgulayarak, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Avrupa’da bu rakamın 25 bin olduğunu anlattı.
 
"Acil eylem planları oluşturulmazsa antibiyotik sonrası çağa geçilecek, basit enfeksiyon ve yaralanmalar bile ölüme sebep olabilecektir." diyen Köksal, yeni antibiyotikler bulunamadığını, bulunsa dahi antimikrobiyal direncin önemli bir tehdit oluşturmaya devam edeceğini söyledi.
 
Köksal, bu durumun getirdiği bir diğer önemli sorunun da yan etkiler olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Genellikle yan etkisi olmayan ilaçlarmış gibi düşünülen antibiyotik kullanımı sonucu, ilacın özelliğine bağlı olarak hastalarda alerji, ishal, karın ağrısı, kan hücrelerinde azalma hatta karaciğer veya böbrek yetmezliği gibi yan etkiler farklı sıklıklarda görülebilmektedir. Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede antibiyotik kullanımının yüzde 30’undan fazlasının gereksiz olduğu kanıtlanmıştır. Tüm dünyada antibiyotikler, en fazla üst solunum yolu, idrar yolu enfeksiyonları ve ishaller için kullanılmaktadır. Gereksiz antibiyotik kullanımının başlıca nedenleri arasında viral enfeksiyonlarda kullanım ön plana çıkmaktadır. Dünya genelinde antibiyotiklerin yüzde 75’i akut solunum yolu enfeksiyonları için kullanılmakta olup, bu enfeksiyonların da yüzde 75’i viral kökenlidir. Soğuk algınlığı, nezle, grip gibi viral hastalıklarda antibiyotiklerin etkisi yoktur. Ayrıca gereksiz kullanımda, gereğinden uzun süreli kullanım, dar etkili ve ucuz antibiyotikler yerine pahalı ve geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanımı ve hasta ısrarı nedeniyle hekimin antibiyotik reçetelemesi gibi nedenler de öne çıkmaktadır."
 
"Türkiye antibiyotik tüketiminde Avrupa’da birinci sırada"
 
Prof. Dr. Köksal, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında antibiyotik tüketiminde birinci sırada yer aldığına işaret ederek, "Konunun bir de maddi boyutu vardır. Ülkemizde ilaç harcamaları içerisinde antibiyotikler ilk sırada yer almaktadır. Eğitim seviyesi, sosyal ve kültürel etkenlerle ekonomik faktörler kullanımda belirleyicidir." şeklinde konuştu.
 
Türkiye’de hem yatarak hem de ayakta tedavi edilen hastalarda antibiyotik kullanımının acilen yasal düzenlemelerle kontrol altına alınması gerektiğini dile getiren Köksal, gereksiz kullanımın azaltılması için şu tavsiyelerde bulundu:
 
"Toplumun bilinçlendirilmesi, hekimlerin eğitimi, kampanyalar gibi yöntemlerle kullanımın azaltılması gereklidir. Ayrıca el yıkama, gıda hijyeni, hasta insanlardan uzak durma ve aşılanma gibi önlemlere daha fazla uyularak enfeksiyonların yayılımı azaltılmalıdır. Antibiyotikler sadece reçeteyle kullanılabilmelidir. Reçetesiz alım yasaklanmalıdır. Reçetede önerilen doz ve süreye tam uyum gösterilmelidir. Tedavi erken bırakılmamalıdır. Hastalar arasında ‘Bana iyi geldi, sana da iyi gelir’ düşüncesiyle antibiyotik paylaşımı yapılmamalıdır. Öte yandan, sağlık çalışanları tarafından da alınması gereken tedbirler var. El yıkamaya uyum, çevre temizliği ve alet dezenfeksiyonu eksiksiz uygulanmalıdır. Güncel erişkin aşılama kılavuzlarına göre aşılama yapılmalıdır. Bakteriyel enfeksiyondan şüphelenildiğinde, uygun örneklerden kültürler yapılmalı ve tanı doğrulanmalıdır. Antibiyotikler sadece gerçekten ihtiyaç olduğunda reçetelenmelidir. Doğru antibiyotik, doğru dozda ve sürede verilmelidir. Yatan hastalarda uygun enfeksiyonlarda mümkün olan en kısa sürede damar yolundan verilen tedaviden ağız yoluyla alınan tedaviye geçilmelidir."
 
Köksal, politika uygulayıcıların da bu konuda acil tedbirler alması gerektiğini belirterek, "Bu anlamda ülkesel acil eylem planı uygulanmalıdır. Antibiyotik dirençli enfeksiyonların izlemi yapılmalıdır. Enfeksiyon kontrol önlemlerine uyum teşvik edilmelidir. Doğru antibiyotik kullanımı için uygulamalar ve yaptırımlar geliştirilmelidir. Mevcut direnç durumu hakkında geri bildirim yapılmalıdır. Yeni ilaç, aşı ve tanı yöntemleri geliştirilmesi teşvik edilmelidir." ifadelerini kullandı.