65 yaş üstü her 10 kişiden biri alzaymır kıskacında

Uzmanlara göre yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkan alzaymır hastalığı, 65 yaş üstünde her 10, 85 yaş üzerinde ise her 2 kişiden birinde görülüyor, dünya genelinde yaklaşık 20 milyon alzaymır hastası bulunuyor.

Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Zülküf Önal, unutkanlığın, kişinin sosyal yaşamını önemli derecede etkilediğini, bunun süreklilik kazanması halinde ise hastalık durumunun söz konusu olduğunu söyledi.

Yaşın ilerlemesiyle unutkanlıkla kendini gösteren nörolojik bir hastalık olan alzaymırın, sinsi şekilde ilerlediğini ve zamanla ağırlaşabildiğini vurgulayan Önal, tedavide erken tanının çok önem taşıdığını belirtti. Önal, tedaviye geç kalındığında, hastanın zamanla yakın çevresinden uzaklaşabildiğini, anılarının hafızasından silinebildiğini ve giderek yalnızlaşabildiğini ifade ederek, tedaviyle hastalık ortadan kaldırılamasa da ilerlemesinin yavaşlatılabildiğine dikkati çekti. Önal, hastalığa ait olumsuz bulguların azaltılarak, kişinin yaşam kalitesinin artırılabildiğini söyledi.

En sık "bunama" tipi görülüyor

Beyin hücrelerinin hasarına ve kaybına yol açan hastalıkların belirtisi olarak tanımlanan ve halk arasında "bunama" olarak bilinen "demans" ile sık karşılaşıldığının altını çizen Önal, "Alzaymırın demans tipi neredeyse hastaların yarısında ortaya çıkıyor. Bu hastaların beyni küçülür, beyindeki hücre sayısı, hücreler arası haberleşmeyi sağlayan kimyasallar azalır." dedi.

Önal, bu hastalarda hafıza ve konuşma bozukluğu, kelime bulmada zorlanma, önceden yapabildiklerini yapamama, cisimleri ve kişileri tanımakta zorlanma gibi sorunların görüldüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bunlarla birlikte kişilik ve davranış değişiklikleri gibi belirgin belirtileri olan bu hastalıkta, bilişsel yıkım dereceli olarak artış gösterir.

Genellikle yaşlılıkta ortaya çıkan alzaymır hastalığının görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Alzaymır 65 yaş üstünde her 10 kişiden birinde, 85 yaş üzerinde ise her 2 kişiden birinde görülür. Tüm dünyada 20 milyona yakın alzaymır hastası bulunuyor. Kadın ve erkeklerde görülme oranı ise hemen hemen aynıdır. Bulaşıcı ve kalıtsal bir hastalık değil ancak bazı ailelerde düşük oranda genetik yatkınlık söz konusu olabilir." AA