Geç menopoz tehlikeli mi?

Menopoz çoğu kadının korkulu rüyası. Yaş 40’a dayandı mı akıllarda “Acaba menopoza ne zaman girerim?” sorusu beliriyor. Annelere ya da şanslıysak ananelere koşuluyor. Kaç yaşında menopoza girdiği soruluyor. Bu hareket aslında çoğu durumda sizi sorunuzun yanıtına ulaştırıyor. Ekstrem bir durumunuz yoksa anneniz, teyzeniz, ablanız ya da ananenizle benzer yaşlarda menopoza giriyorsunuz. 

Menopoza girme korkusu duymak normal. Çünkü hem geçiş süreci sıkıntılı, hem de sonrasında sağlık sorunları hızla artıyor. Ateş basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, sıkıntı, stres, kemik erimesi hatta kanser menopoz paketinin içinde. Ancak yapacak bir şey yok. Çünkü menopoz da tıpkı ergenlik gibi engellenemez bir durum. Yaşamın bir parçası. Korkunun bir faydası yok.  Bu nedenle bırakın korkuları ve yeni gelen bu dönemi kucaklayın.

Çoğu kadın menopozun ilk belirtileriyle 48 – 55 yaşlar arasında tanışıyor. Tabi daha erken ya da geç de olabilir. Bu durum kişiden kişiye değişiyor. Genetik yatkınlık, bazı sağlık sorunları hatta yaşadığınız yerin iklimi bile menopoza giriş yaşını etkiliyor. 

Menopoz yumurtlamanın bittiği ve doğurganlığın son bulduğu bir dönem. Bunların hepsi de sonunda östrojen hormonuna bağlanıyor. Östrojen hormonu kadınlık hormonlarının başında geliyor. Bizi kemik erimesi, kalp hastalıkları, kanser gibi sorunlardan büyük oranda koruyor. Östrojen hormonu azalınca tüm bunlar saldırıya geçiyor. Bu nedenle çoğu kadın menopoz için ne kadar geç o kadar iyi diye düşünüyor. Ancak yanılıyorlar.

Geç menopozun etkileri

Menopoza girmenin en ideal yaşı 48 – 55 yaş arası. Vücudumuz da buna göre işliyor. Özellikle 50 yaşından sonra östrojen seviyemizin düşmesi gerekiyor. Bazı kadınlardaysa bu süre aşılıyor ve menopoza giriş gecikiyor. Bu durumda vücutta dolaşan fazla kadınlık hormonları çeşitli sorunlara neden oluyor. 

Geç menopozun etkileri neler?

Menopozun erkeni kadar geç olanı da tehlikeli dedik. Vücutta dolaşan fazla östrojen ve progesteron hormonları pek çok hastalığa neden oluyor. Bunların başında kanser geliyor. 50 yaşından sonra salgılanan fazla östrojen ve progesteron hormonları 60 – 70 yaş sonrasında meme, rahim ve yumurtalık kanserine, çeşitli kalp sorunlarına neden olabiliyor. Hele bir de ilk doğumunuzu 30 yaşından sonra yaptıysanız kanser riski 2 – 3 kata artıyor. 

Östrojenin vücuda etkisi belli. Ancak progesteron hormonu da bir o kadar önemli ve koruyucu. Bu hormonun asıl görevi rahimi, döllenmiş yumurtaya hazırlamak. Yani yıllarca çekilen adet kanamalarının asıl nedeni progesteron hormonu. Ay içerisinde rahim içini yumurtanın tutunabileceği bir ortama dönüştürüyor. Sonrasında eskiyen dokuların kan yoluyla atılmasını sağlıyor. Yokluğunda atılamayan dokular birikip sertleşiyor, kistlere hatta kansere dönüşüyor. 

Progesteron hormonu da tıpkı diğer kadınlık hormonları kadar faydalı ve önemli. Peki, fazlası niye zararlı? Aslında çok da zararlı değil. Sonuçta vücudu kansere karşı koruyor. Ancak yumurtlamanın eskisi kadar olmadığı bir ortamda aşırı üretilen hormonlar fazlalık halini alıyor. Vücutta birikiyor. Beyin işleyişini etkiliyor. Ayrıca en büyük sıkıntısı olan vücutta şişmeye, gaza ve ödeme neden oluyor. Şeker (diyabet), sindirim ve solunum yolları sorunları gibi sorunlarla birleşince varlığı yarardan çok zarara neden oluyor.  Bu nedenle geç menopozla yüz yüze olan kadınların beslenmesine dikkat etmesi gerekiyor. Aşırı tuzlu, yağlı gıdalardan uzak kalarak sık ve az yemeleri, mutlaka kahvaltı yapmaları şart. Ayrıca kafein ve alkolü de azaltmak önemli. 

Siz de 50 yaşından sonra menopoz belirtileri göstermiyorsanız mutlaka bir doktora görünün ya da uzmanlarımıza başvurun.