Depresyonla İlgili Gelecekte Bizi Neler Bekliyor ?

Bipolar Bozukluk için genetik belirteçlerin bulunmasına az kalmıştır. Bundan kısa bir süre sonra da majör depresyonun belirteçlerinin de bulunmasını ümit ediyoruz. Bu sayede, doğumdan itibaren bir çocuğun depresyona yatkın olup olmadığını bilmemiz mümkün olabilecek ve önleyici stratejiler üzerinde çalışabileceğiz. Örneğin ebeveynlere erken uyarı işaretlerini öğretebileceğiz, böylece gelecekte ortaya çıkabilecek sorunları defetmek için gerekirse, çocuklarını tedavi ettirebilecekler.

Yeni farmakogenetik dünyasında, hastalıktan tamamen kaçınmak için depresyondan sorumlu genlerin pasif hale getirilmesi vaadi söz konusudur. Ayrıca gen çalışmaları sayesinde, hastaların tedaviyle uyumu konusunda daha çok şey öğrenmekteyiz. Bu tür bilgiler, hangi hastanın hangi ilaç türüne ve hangi psikoterapi yöntemine cevap vereceğini öngörebilmemizi sağlayacaktır.

Beyindeki mesaj taşıyan kimyasallar olan nörokimyasallar ile bunların Depresyon üzerindeki etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmekteyiz. Ayrıca, nöropeptidler ve P maddesi gibi yeni nörokimyasal kategorileri üzerinde de çalışılmaktadır. Bunların sonucunda, yakın bir gelecekte, daha az yan etkiyle daha etkin olan yeni ilaçları geliştirebileceğiz. Gebelik döneminde annenin stresinin gelişmekte olan cenini nasıl derin bir şekilde etkileyebileceğine dair son derece şaşırtıcı bilgiler öğreniyoruz. Örneğin, annenin yaşadığı stresin, fetüsün ileride yetişkin hayatında depresyon geçirme riskini büyük ölçüde arttırdığını artık biliyoruz.

Depresyon tedavisinin, ihtiyacı olan herkes için erişilebilir ve kabul edilebilir hale getirilebilmesi için en etkin yolun hangisi olduğuna dair daha fazla bilgiye ulaşılmaktadır. Bu da özellikle, çocuklar ve ergenler, azınlıklar, ekonomik açıdan dezavantajlı gruplar ya da kırsal alanlarda yaşayanlar, yaşlılar ile özel ihtiyaç ve tercihlerini dikkate alan ve bunlara saygılı bir şekilde sunulan ruh sağlığı tedavisine yeterli düzeyde erişimi olmayan gelişimsel bozuklukları olanlar için önemlidir. Hüzün her zaman insanoğlunun bir parçası olmaya devam edecek olsa da, umarız ki, daha ciddi duygu durum bozukluklarını hepimizin yararı için azaltabilir ya da ortadan kaldırabiliriz.