C vitamini vücudun asit dengesini bozar mı?

Alkali gıdalar genellikle vücuttaki pH dengesini koruyan sağlıklı besinlerdir. Ancak asitli gıdalar, vücuttaki homeostaz dengesini korumak için bloke edilmesi gereken asidik yan ürünlerin oluşmasına sebep olur. Bir besinin içerdiği asit miktarı, vücudunuza girdiğinde oluşturduğu pH dengesiyle bağlantılı değildir. Örneğin, C vitamini gibi asit bakımından yüksek besinlerin birçoğu vücudunuza girdikten sonra alkali gıdalara dönüşürler. Aynı şekilde, bazı alkali gıdalar da vücudunuza girdikten sonra yüksek miktarda asit oluşturabilir.

C vitamini

Askorbik asit olarak da bilinen C vitamininin öncelikli işlevi, vücuttaki ana proteinlerden biri olan kolajenlerin oluşturulmasına yardım etmektir. C vitamini; dişeti, diş, kemik, eklem, bağ, kıkırdak ve damar sağlığı için oldukça önemlidir. Yara ve iltihapların iyileşmesinde önemli rol oynar. C vitamini, aynı zamanda hücreleri serbest radikallerin zararlarından koruyan doğal bir antioksidandır. C vitamini, kanser ve katarakt oluşumu riskini azaltır ve sigara dumanı ve kirli hava gibi toksik etmenlerden oluşan zararlara karşı vücudunuzu korurken bağışıklık sisteminizi de güçlendirir. C vitamini, ister sentetik ister doğal olarak alınsın; kimyasal yapı, davranış ve etkenlik bakımından aynı özellikleri taşır.

Asitli besinler

C vitamini oldukça asidik bir besindir. Bir asit olarak, içerdiği besinlerin pH dengesini aşağıya çeker.  C vitamini, bütün meyve ve sebzelerde az da olsa bulunur. Quinik, malik ve oksalik asitler gibi C vitamini de (yani askorbik asit) bütün sebze ve meyvelerin asidik pH değerlerine sahip olmasının sebeplerinden biridir. Lahana, papaya, kavun ve maydanoz gibi pH değeri 4,6 ve 7 arasında olan besinler asidik değeri düşük besinlerdir. Kayısı, limon, domates, mango, çilek ve ahududu gibi pH değeri 4,6’dan düşük besinler de asidik değeri yüksek besinlerdir. 

pH değerinin metabolizma üzerinde etkisi

Bir besinin içerdiği asit miktarı, vücudunuza girdiğinde oluşturduğu pH dengesiyle bağlantılı değildir. Bir besinin vücudunuzda parçalandıktan sonra oluşturduğu maddelerin bazik ya da asidik olması, vücudun bu maddeleri nasıl kullandığına bağlıdır. Örneğin, protein bakımından zengin besinler, sindirim sonrasında oldukça asidik yapıları olan fosforik ve sülfürik yapıtaşlarına ayrılır. Doğal pH oranı 7 olan kırmızı et, sindirildikten sonra yüksek asidik bir besin haline gelir. Aynı şekilde, asidik özelliğe sahip potasyum sitrat bakımından zengin birçok meyve ve sebze de sindirildikten sonra potasyum bikarbonata dönüşür. Potasyum ve bikarbonat, alkali oluşumu bakımından oldukça önemli maddelerdir. Hemen hemen bütün meyve sebzeler asidik yapıya sahip olan fakat sindirildikten sonra bazik özellik kazanan besinlerdir. Pazu, yaban mersini, erik ve havuç istisnalar arasındadır.  

Dikkate alınması gerekenler

C vitamini bakımından zengin sebze ve meyveler, sindirildikten sonra alkali besinlere dönüşerek vücudunuzdaki bazik pH dengesini korumaya yardımcı olur. C vitamini bakımından oldukça zengin meyve ve sebzeler – kavun, kantalup, kivi, turunçgiller, mango, papaya, çilek, brokoli, maydanoz, biber, lahana, tatlı patates ve balkabağı – vücudunuzdaki alkali oluşumuna en çok katkı sağlayan besinlerdir. Fakat, uzun süre bekleme, ısınma ve pişirilme bir besinde yer alan C vitamini oranını oldukça düşürür. Taze ve pişmemiş olgun meyve ve sebzeler en yüksek C vitamini oranına sahiplerdir. Bu meyve ve sebzeler pişirilmeden, ısıtılmadan ve çürümeden tüketildiklerinde alkali oluşumundaki etkileri de artar.

Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için yorum yazın.