Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir ve Nasıl Tedavi Eder?

Bilişsel-davranışçı terapi (BDT) depresyonda etkili olan bir tedavi metodudur. BDT, kişinin ruh durumunun doğrudan onun düşünceleriyle ilişkili olduğunu varsaymaktadır. Negatif, fonksiyonel olmayan düşünceler kişinin ruh durumunu, kendilik değerini, davranışlarını ve hatta fiziksel durumunu bile etkilemektedir. Kognitif-davranışçı terapinin hedefi; kişiye negatif düşünce şekillerini tanımlamayı, onların doğruluğunu değerlendirmeyi ve bu düşünceleri sağlıklı düşünce yollarıyla değiştirmeyi hedeflemektedir.
Aynı zamanda, BDT modelini benimseyen terapistler hastalarında, fonksiyonel olmayan düşüncelerinden doğan davranış şekillerini de değiştirmeyi amaçlamaktadır. Negatif düşünce ve davranışlar, kişinin  depresyona eğilim göstermesine yol açar ve kişiyi aşağıya çeken bu durumdan kurtulamamaya iter. BDT’le çalışan uzmanlara göre, kalıplaşmış bu düşünce ve davranış şekillerini değiştikçe; kişinin ruh durumu da değişecektir.

Bilişsel-Davranışçı Terapi’yi, depresyon tedavisinde kullanılan diğer tedavi metotlarından ayıran noktalar nelerdir?

BDT’nin metodu ve odak noktası diğer bazı geleneksel terapilerden belli açılardan farklılık gösterir:
•    BDT iki amaç üzerine kuruludur: Terapist ve hastanın, düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmek  üzerinde birlikte çalıştığı  ve hastaların keyifli aktivitelere katılımını engelleyen noktaların üstesinden gelmeyi öğrendiği bilişsel yapılandırma. Ve BDT’nin o an var olan duruma odaklanması.
BDT, kişinin neden öyle düşündüğünden çok neyi, nasıl düşündüğüne vurgu yapan, var olan-o anki duruma odaklanan bir yöntemdir.
•    BDT belirli problemlere odaklanır. Bireysel ya da grup seansları, belirlenmiş, ön plana çıkan  problemli davranışlar ya da düşünceler bunlardan bazılarıdır.
•    BDT hedef odaklıdır. Terapistiyle birlikte çalışan hastalardan, her seansta uzun dönemli bazı hedefler koyması istenir. Bu uzun süreli hedefleri başarmak bazen haftalar, hatta aylarca sürebilir. Bazı hedefler ise, ancak seansların sonu geldiğinde başarılabilir.
•    BDT yaklaşımı eğitsel bir yaklaşıma sahiptir. Terapist hastaya, sahip olduğu negatif düşünceleri ve zihinsel imajları göstererek ya da yazarak, yapılandırılmış öğrenmeyi kullanır. Hedef ise; bunların kişinin ruh halini, davranışlarını ve fiziksel durumunu ne ölçüde belirlediğini belirlemektir.
•    Terapistler hastalara aynı zamanda, problem çözme ve memnun edici aktiviteleri yapma gibi önemli baş etme becerilerini de öğretir.
•    BDT’nin uygulandığı hastalar seanslar sırasında, tedavide aktif rol alır. Onlara her seansta ev ödevleri verilir ve seansların başlangıcında bu ödevler değerlendirilir.
•    BDT; sokratik sorgulama, rol oynama, zihinsel imgeleme, yönlendirilmiş keşif, ve davranışsal uygulamaları kapsayan birçok yöntemi birlikte kullanan bir tekniktir.
•    BDT’ de belli bir zaman limiti vardır. Tedavi ortalama olarak, 14-16 hafta civarında sürer.

BDT’den Kimler Faydalanabilir?

Hafif ya da orta düzeyde depresyonu olan herkes potansiyel olarak Kognitif –Davranışçı Terapi’ den, hiç ilaca ihtiyaç duymadan faydalanabilir. Yapılan bir çok araştırma BDT’ nin, hafif ve orta şiddetteki depresyon tedavisinde kullanılan anti-depresanlar kadar etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmalar aynı zamanda, anti-depreşenler ve BDT’nin birlikte kullanımının majör depresyon tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir.
BDT aynı zamanda ergenlik dönemi depresyonunda da etkili olmaktadır. Farklı türdeki tedavilerden sonra, sıklıkla relaps yaşayan hastalarda, relapsın azalmasını da sağlamaktadır.
Depresyon tedavisi gören her üç hastadan yaklaşık 2’ si yalnızca ilaç tedavisi almaktadır. Semptomları süreğen olan diğer hastalar için ise; ilaç tedavisi kısmen etki etmektedir. BDT bu tür hastalar için daha etkili olmaktadır.
BDT’ den fayda gören pek çok hasta olmasına karşın, uzmanlar aşağıdaki bazı kişilerin tedaviden daha çok fayda göreceklerini savunmaktadır:
•    Motive olmuş
•    İçsel kontrolü yüksek olan
•    İç görüsü yüksek

Kognitif Yeniden Yapılandırma Nedir?

Kognitif yeniden yapılandırma; depresyonun oluşmasına yol açan negatif düşünceleri belirlemek ve değiştirmekte BDT’yi kullanan bir süreçtir. Bu terapist ve hasta arasında kurulan diyalogla gerçekleşir. Örneğin; bir üniversite öğrencisi kötü geçen bir matematik sınavının ardından “Matematikten kötü not almam aptal olduğumu gösteriyor “diyebilir. Bu durumda terapist, bu sınavın gerçekte onun için ne anlama geldiğini sorabilir. Öğrencinin fonksiyonel olmayan düşüncelerini belirlemesine yardımcı olmak için, matematikte aldığı notları değerlendirmelidir. Eğer öğrenci bu soruyu “B” olarak cevaplandırırsa, terapistin yapması gereken; hastasına bu notun onun aptal olduğunu göstermeyeceğini çünkü B’nin çok kötü bir not olmadığını vurgulamaktır. Daha sonra, her ikisi birlikte hareket ederek, sınavdaki performansın gerçekten ne anlama geldiğini yeniden tanımlamanın yollarını keşfedebilirler.
Bu örnekte,”Aptalın biriyim “cevabı tipik bir otomatik düşünce örneğidir. Depresyon hastaları, belli durumlara karşı tepki oluşturan otomatik düşüncelere sahiptir. Bu düşünceler otomatik, kendiliğinden ortaya çıkan, mantık ve istem çerçevesinde olmayan düşüncelerdir. Sıklıkla dünya, durumlar ve kendilik hakkında fonksiyonel olmayan negatif varsayımlara dayanır.
Aşağıda diğer otomatik düşünce örnekleri yer almaktadır:

•    Daima olabilecek en kötü şeyi düşünmek: Örneğin; kişi patronunun sabah ona “Günaydın “dememesi ya da çalıştığı departmanda işten çıkarılanların olduğunu duyması nedeniyle, işini kaybettiğine inanması.
•    Kötü olan bir olayla hiçbir ilgisi olmamasına karşın, kendini suçlu hissetmek: Örneğin; telefon açtığınız bir kişi size geri dönmediyse, sevilmeyen biri olduğunuzu düşünmeniz.
•    Bir şeyin pozitif yönlerinden çok negatif yönlerini görmek: Satın aldığı hisse senetleri, geçen haftaya kıyasla % 10 değer kazanan bir kişiyi düşünün. Bu kişinin  kazandığı ekstra paraya sevinmek yerine, sürekli iflas etmekten ve gelecekte alması gereken riskleri almaktan korkması.

Terapi
BDT’nin temel fikri, sahip olunan bu negatif düşünceleri tanımlamak ve duruma gösterilebilecek daha sağlıklı yolları bulmaktır. Terapideki en önemli hedef ise; bu düşünceleri ortaya çıkaran ve onları değerlendirmek için gerekli olan  altta yatan varsayımları keşfetmektir. Bu varsayımlardaki hatalar bir kez kanıtlandığı zaman hastanın, bunların yerine doğru olan diğer bakış açılarını geliştirmesi de kolaylaşacaktır.
Seanslar sırasında, hastalardan negatif düşüncelerini belirlemeleri ve bu düşünceleri hatırlatan durumları değerlendirip, bir çizelgeye yazmaları istenebilir. Asıl hedef ise; hastaya bunu kendi kendine nasıl yapabileceğini öğretmektir.

Davranışsal Aktivasyon Nedir?

Davranışsal aktivasyon; hastalara keyif aldıkları aktivitelere daha çok katılmaları ve problem çözme becerilerini geliştirmeleri için yardımcı olan  BDT’nin bir diğer hedefidir. Hareketsizlik, depresyon hastalarının temel problemlerinden biridir. Depresyonun en temel semptomu, daha önce hoşa giden aktivitelere katılmaya karşı ilgisizleşmektir. Depresyonu olan  bir kişi, yaptığı aktiviteleri bırakır çünkü, bunlara harcanacak eforun gereksiz olduğuna inanmaktadır. Fakat bu durum daha çok, şiddetli düzeydeki depresyonda ortaya çıkar.
BDT’ de, terapist hastaya keyif alabileceği aktiviteleri belirlemesinde ve bunu paylaşabileceği insanlar hakkında yardımcı olmaktadır. Tedavinin bu kısmı, hastanın bu aktivitelere katılmaktaki  engellerini değerlendirme ve geçmişteki bu engelleri küçük adımlarla nasıl kırabileceğine karar vermeyi kapsamaktadır.
Bu aşamada hastalardan, belli durumlarda nasıl hissettiklerini  ve yaptıkları aktiviteleri not almaları istenir. Eğer bu aşama istenildiği gibi gitmezse; bunları neden yapamadığı ve değiştireceği noktalar  konusunda yardımcı olunur. Hasta aktivasyonunu artırarak pozitif çözüm ve hedefler doğrultusunda hareket etmeye başlar, hareketsizliği bıraktıkça depresyonu azalır.

Terapi seanslarının standart bir prosedürü var mıdır?

BDT’yi uygulayan ruh sağlığı uzmanları, özel bir eğitim alırlar ve belirli  bir düzen doğrultusunda  çalışırlar. Seanslar arttıkça, izlediği yol da aşağıdaki gibi şekillenir:
•    Seanslar hastanın ruh durumunu ve semptomlarını kontrol ederek başlar.
•    Terapist ve hasta her seansı not aldıkları bir çizelge tutarlar.
•    Çizelgelerindeki gündeme göre, her seansta bir önceki seansa geri dönerler ve iki seans  arasında bir ilişki kurarak hareket ederler.
•    Terapist ve hasta ev ödevlerini birlikte değerlendirir, problem ve çözümleri tartışırlar.
•    Daha sonra çizelgedeki öneriler incelenerek, bunlardan olabilecek ya da olamayacak olanlar birlikte değerlendirilir.
•    Yeni ev ödevi verilir.
•    Seans, terapistin seansı özetlemesi ve hastaya seansla ilgili geribildirim vermesiyle sonlandırılır.
Seanslar tipik olarak 50 – 60 dakika arasında sürer.

Bilişsel-Davranışçı Terapi’nin zaman limitinin olması ne anlama gelmektedir?
Bazı terapi türlerinin ne zaman biteceği net değildir. Oysa BDT’ de terapiyi belli bir noktada sonlandırmak temel hedefler arasındadır. Genellikle seanslar 14-16 hafta arasında sürer.
Terapide görüşülen beceriler konusunda yeterli duruma gelmek ve BDT modelini tam olarak anlamak, genellikle 8 hafta civarında sürer. Bu aşama geçildiğinde, hasta genellikle semptomlarında belli bir azalma hissetmeye başlar. 8-12 hafta arasında ise; hastalar semptomlarında azalma (remisyon) hissetmeye başlar. Geriye kalan sürede hasta gerekli becerileri öğrenmeye devam eder ve seansları sonlandırmaya yönelik fikirleri değerlendirir.
Daha şiddetli düzeydeki depresyon vakalarında, çözüme ulaşmak daha uzun zaman alabilir. Fakat birçok hastada, ilk yıl boyunca ara ara yürütülen 14-16 seans, yeni becerilerin kazanılmasında yeterli olmaktadır.