Andropozla menopoz aynı şey mi?

Belirli bir yaştan sonra erkeklerde yavaş yavaş testosteron hormonu seviyesinin düşmesiyle kendini gösteren evreye andropoz diyoruz. Bu süreç, kadınlarda görülen menopoz dönemiyle benzerlik gösteriyor. Otuzlu yaşlardan itibaren erkekler her yıl yüzde bir veya ikilik oranlarda testosteron seviyelerinde düşüş yaşıyor.

Pek çok durumda andropoz evresinde biyolojik olarak eş hormonlarla yapılan tedaviler çözüm niteliği taşıyabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı, erkeklik hormonlarını inceleyen bir araştırmaya bakılırsa andropoz semptomları 40 ile 55 yaş aralığındaki erkeklerde gözlemleniyor. Yine aynı araştırmaya göre 70 yaşına gelmiş çoğu erkekte testosteron düzeyi 25 yaşındaki bir erkeğe oranla onda bir kadar.

Testosteron hormonu, vücudun ihtiyacı olan protein miktarını oluşturmasına olanak veriyor. Cinsel istek ve dayanıklılık sağlıyor. Testosteron kemik oluşumunda, karaciğer faaliyetlerinde, prostat bezinin büyümesinde ve kemik iliğinde kan hücrelerinin oluşturulmasında da etkili.

Andropoz döneminde erkeklerde bir yandan testosteron hormonu seviyesi düşerken, diğer yandan seks hormonu bağlayıcı globulin (SHBG) veya diğer adıyla androjen bağlayıcı protein seviyesi aşama aşama yükselmeye başlıyor. SHGB azımsanamayacak oranda testosteronun işlev göstermesini engelliyor; geriye kalan testosteronlara biyoyararlı testosteronlar deniyor. Fakat biyoyararlı testosteron oranı da zamanla düşüyor; andropoz semptomları giderek daha da artıyor.

Andropoz semptomları

Andropozun sıkça görülen semptomlarını sıralayalım:

•Asabi ruh hali

•Kilo alımı

•Uyku apnesi

•Zaman zaman hafıza kaybı

•Azalan cinsel dürtü

•Saç dökülmesi

•Cinsel istikrarsızlık

•Sıcak basmaları

•Kas kaybı

•Depresyon

•Bitkinlik

•Gece terlemeleri

•Jinekomasti (Meme dokusunun büyümesi)

Erkeklerde görülen andropoz semptomları uzun bir süreç içinde gittikçe artarak ortaya çıkar;  kaçınılmaz yaşlanma süreci böyle başlar. Tüm bu istenmeyen semptomların yanı sıra, araştırmalar erkeklerde düşen testosteron düzeyinin kalp rahatsızlıkları riskini arttırdığını, kemik yapısına zarar verdiğini gösteriyor. Andropoz semptomları stres miktarı, beslenme düzeni, egzersiz alışkanlıkları ve gün içinde maruz kalınan çevresel toksinlerle de yakından ilgili.

Andropoz tıp dünyasında yaygın kullanılan bir terim olmasına karşın, erkekler arasında pek bilinmiyor. Andropoz tıbbi literatüre 1940’lı yıllarda girdi ama teşhis koyma güçlüğü ve semptomların kişiden kişiye değişmesi nedeniyle toplum içinde detaylı olarak işlenemeden kaldı. Sonuç olarak andropoz yeterince tanı konulamayan, kapsamlı bir tedavi süreci olmayan sağlık sorunlarından birine dönüştü.

Neyse ki, tecrübeli uzmanlar tarafından uygulanan güncel kan testi metotları, kişinin anlık testosteron düzeyini ölçerek andropoz belirtilerini yakalayabilecek kapsama ulaştı. Andropoz semptomları ve tedavisi günümüzde çok daha planlı uygulanıyor.

Androjen replasman tedavisi

Androjen replasman tedavisi andropoz dönemindeki erkeklere, semptomların getirdiği etkileri azaltma amaçlı uygulanan bir tedavi çeşidi. Testosteron replasmanı uygulanmadan vücuttaki hormon değerleri kesinlikle bir hormon uzmanı tarafından değerlendirilmeli. Her erkeğin anatomik ve fizyolojik değerleri birbirinden farklılık göstereceğinden bu tedavi yöntemi herkese uygulanabilir bir çözüm yolu değil.

Testosteron replasman tedavisi, düşük testosteron değerlerine sahip erkeklerin yaşam standartlarını yükseltebilir, daha sağlıklı olmalarını sağlayabilir. Erkekler için iyi haber: hormon kaybı ve düzensizliği çok daha kolay tedavilerle düzeltilebilir. Tecrübeli bir uzman andropozun etkilerini azaltacak, daha sağlıklı bir bünyeye kavuşturacak önerilerde bulunabilir.