Alkolizm Genetik Bir Miras Mıdır?

Alkolizmin genetik bir birleşeninin olduğuna dair büyüyen bir bilimsel kanıt vardır ama buna neden olan gen daha keşfedilemedi. Labratuvar hayvanları ve insanlar üzerinden yapılan çalışmalarda genetik faktörlerin alkolizmin gelişmesinde büyük bir rol oynadıklarını belirtiliyor ama bu faktörün boyutu halen saptanamadı.

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi’ne göre alkoliklerin çocuklarının alkolik olma ihtimali diğer çocuklara göre dört kat daha fazladır ama bu faktörlerin bir çoğunda çevresel faktör olabilir.

Aile, ikiz ve evlat edinme çalışmaları alkolizmin kesinlikle genetik bileşeni olduğunu gösterir. 1990’da, Baum et al. DRD2 geninin A1 aleli ile alkolizm arasında bağlantının olduğunu önerdi. DRD’ geni alkolizmle bağlantılı olma ilişkisini ilk gösteren aday gendir (Gordis et al., 1990).

İsveç’te bir çalışma, evlat edinilerek ayrılmış ikizlerdeki alkol kullanımını takip etti. Alkolizmin tekrar oranı alkole sadece evlat edinen aile tarafından maruz bırakılmış kişilerde biraz daha yüksek çıktı. Fakat, biyolojik babaları alkolik olan ikizlerde evlat edinen ailedeki alkol kullanımına aldırmaksızın önemli ölçüde fazlaydı.

Wall Street Journal’ın bildirdiği üzere, San Francisco’daki University of California (UCSF)’teki araştırmacılar alkolizmin nedenlerini bulmak için meyve sineği kullanıyorlar. Bilimadamlarına göre, sarhoş drosfila meyve sineği sarhoş insanlarla aynı şekilde davranıyor. Buna ek olarak, meyve sineği’nin alkole olan dayanıklılığı insanlardaki aynı moleküler mekanizma ile kontrol edilmektedir. 

Houston, Teksas’taki Baylor College of Medicine’deki genetikçi Hugo Bellen, bu çalışmanın alkolün insanlarda ‘akut ve muhtemel olarak kronik olan etkilerini incelemede genetik yaklaşımın temellerini oluşturduğunu’ belirtti.

Başka bir çalışmada bilimadamları iki farklı çeşit fare yetiştirdiler: genetik olarak alkola duyarlı olanlar ve akut genetik olarak duyarlı olanlar. Bu çalışma gösteriyor ki aynı miktarda alkole maruz kalma durumunda gözle görülür biçimde farklı davranışlar gözlemleniyor. 

Duyarlı fareler engellemelerini kaybediyor ve ‘uzun uyuyanlar’ takma adını kazandırarak daha kısa sürede bayılıyor. ‘Kısa uyuyanlar’ ise alkole genetik olarak daha az duyarlı olan farelerdir. Bunlar daha az engelleme kaybeder ve alkolü bayılmadan önce daha fazla süre tolere edebilirler.

CU School of Pharmacy’den eczacılık bilimi profesörü Gene Erwin ‘Alkol tüketimi çevresel ve genetik faktörlerin birleşiminden etkilenir’ diyor. ‘Bu çalışma genetik faktörlerin daha fazla rol oynadıklarını belirtir ve biz de bu genetik faktörlerin gücünü anlamaya çalışıyoruz.’

Eğer alkolizm belirli bir gen veya genlerin birleşimi ile izlenebilirse, bu bilgi nasıl kullanılabilir?

Alkolizm ve Alkolü Kötüye Kullanma Enstitüsü’nün direktörü Dr. Enoch Gordis ‘Bu genler risk içindir, kader için değil’ diye belirtmektedir. Ayrıca bu araştırma alkolik olma riski taşıyan gençlerin belirlenmesine yardımcı olur ve erken korunmada önemli rol oynar.